19 Nisan 2012 Perşembe

Hallelujah


Zaman harcanır aslında zamanı harcadığımızı düşünürüz aslında kendimizi harcıyoruzdur. Her defasında bir cevap bulmak üzere sorulan sorular zaman kaybıdır. Kendine sürekli olumsuzlukları hatırlatmak bir zaman kaybıdır dolayısı ile kendini kaybedersin. Sonra etraftaki sesleri dinlemeye başlarsın çünkü onlarda muhakkak seni onaylayacaklardır çok azı seni cesaretlendirecektir. Buda aslında kafa karıştırmak için yeter, kendi bildiğinden çıkma yoluna saptığın zaman tüm bildiklerini göz ardı eder ve diğerlerini onaylamaya başlarsın. Yanlış olduğunu anladığın zaman kendinden özür dileme vakti gelmiştir demektir. Hep bir tik tak kimse zamanı durduramaz. Kötü olan her şey saklanır, aptallar ordusu her defasında genişlemektedir, susmak en iyisidir (anlatırlar, inandırırlar)   bahsedilmeyen tehlike arz ediyordur kimse deli olanı dinlemek istemez (tehlike mi akıllı bir insan akıllı olduğu için tehlikelidir)
Ben kendimi birçok şey ile şekillendirebiliyordum, sesleri dinliyordum. Onları dinlerken beni de dinlemelerini istiyordum. Bu severken sevilmeyi istemek gibi bir şey, karşılıklı ihtiyaç aslında!
Korktuğun için uzaklaşırsın yaşamaktan korkmak kendinden sana sunulanlardan korkmaktır aslında. Sahip olduklarını reddetmek ve kendini reddetmektir.
Yani aslında sahip olduğunuz en iyi şey kendinizdir belki bu benden önce milyonlarca kez, milyonlarca yerde, milyon kişiye, milyon kültüre, söylenmiş olabilir bir olasılıktan bahsediyorum aslında. Yani yaşananlara tanık olmadığımız sürece bunun olasılığından bahsedebiliriz.
Sadece olan biten yaşanan her şey de sihirli bir şey bulabilirim evet bunu yapmak beni çok ta iyi hissettirebilir ve aslında bunu yaparken büyük bir keyif te alıyor olabilirim. Etki tepkiyi doğurur ve bunları yaşamak kimi zaman yorucu olabilir. Biz kendimizi yorarız, kendimizi parçalarız ben sadece buna çok fazla gerek olmadığını söylemek istiyorum. Susmak istediğiniz zaman etrafınızda bunu saygı ile karşılayacak birkaç insan olsun ve aynı şekilde gülmek istediğiniz zaman da o insanlara sahip olduğunuzdan emin olun inanın daha fazlasını istememenin hafifliği sizi çok rahatlatacak. Kendi adıma ben bunu çok rahatlatıcı ve özgür buluyorum.
Özgür bırakmanın ne olduğunu öğreniyorum. Bunu yaşamayı çok rahatlatıcı buldum. Gerektiğinde bir yerde hoşça kal dedikten sonra sonuna kadar kollarını sevgi ile açmanın beni ne kadar iyi hissettirdiğini anlatmamam, yaşamaktan kortluğumuz şeyler olmasın bunlar etrafımda bana bunu öğretenler var diye şanslı sayıyorum kendimi ne kadar vazgeçmek istenseniz de vazgeçmiyorsunuz ve daha çok seviyor saygı gösteriyorsunuz. Kıskanarak değil ya da sizin istediklerini yapmadı diye değil aksine kendi olduğu için yanında olmayı öğreniyorsunuz.
Sizi durduracak tek şey kendiniz olabilirsiniz bu durumda.
Sanırım ben konudan konuya atlamada bir uzman olarak kendimi bu kadar çok şey düşündüğüm için suçlu bulmaktan vazgeçeceğim kendimi anlatmanın en iyi yolu dağıtmak ise bırakın öyle olsun toplamasını da bulmak zor olmamalı
Korktuğum tek şey cesaretli olmamak bu hayatta, yaptıklarınızın arkasında cesaretinizi gördüğünüz zaman sanırım dünya daha farlı size bakıp cevaplarını yollayabiliyor
Yani kaçık olduğumu düşünün diye söylemiyorum bunları, sadece sakladığımız kabuklar her zaman güvenli değildir. Yine bağlayacağım o dur ki zamanı ve kendinizi harcamaktan bir şekilde vazgeçmelisiniz
Ve ardından gelen ilk cümle ‘Her şey içten olmak ile başlıyordu.’’
                                                                                                                 Peace by Merry

12 Ocak 2012 Perşembe

Ben'in Ardındaki


Ben hiç aç kalmadım, susuzluk hissetmedim,başımı sokacak bir evim her zaman oldu.Ya da savaş alanında ölümü bekleyip son dualarımı etmedim. Benim sorunlarım sadece sıradan olarak adlandırılabilirdi.

Yolda düzgün yürümesini pek beceremem genelde ayağım takılır ve düşerim sonucunda insanlar epey gülmüş olur ve ben aynı şeyi tekrardan yapabilirim çünkü yürürken dikkatli bir insan değilimdir.

Hani hatalarından ders almalısın derler ya bu benim için genelde fiyasko ile sonuçlanır her defasında çok kararlı olurum tamam derim bu sefer hataya yer yok derim ama eninde sonunda hatanın yaşamımın bir parçası olduğunu kabul ederim ve sanırım bu konuda pek fazla adım atamayacağım.

Kendime yazdığım bilmem kaçıncı notun sonunda kendimi hala ''unutma kabul etmekte korkulacak bir şey yok '' derken bulurum.

Her defasında beni bekleyen bir şeyler olduğunu sanırım ( şeyin hala tanımı yok) öyle böyle değil içimde kelebekler uçuşur adeta. Sonucu beklerim olumsuzda olsa beklerim. Kendime yaptığım gezintiler sırasında bekleme kısmının beni cezbettiğini keşfettim.Sırf bu yüzden bir çok şey kaçırmış bile olabilirim!

Heyecanlanırım ben mesela yaşadığım en küçük bir anda bile heyecanlanırım o zaman gözlerimdeki parıltıyı görmenizi isterdim çocuk gibi olurum ve karşımdaki de beni yeni bir şey keşfediyormuşçasına dinlediğinde anlattıklarım daha da anlam kazanır.

Hep romantik olduğumu düşünürdüm ama eyleme geçtiğim vakit bu işte pek usta olmadığımı anladım.Bana lazım olan adrenalinmiş yoksa ben kim beyaz atlı prens kim deyip duruyorum kendime.

Sevişmekten korkmam,kavga ve çirkeflik daha korkutucu gelir bana.Sanırım sevişmek insanların birbirine zarar vermeden davranabildiği özgür olabildiğimiz bir hal ve durum ama asla ayıp değil! Evet bu konuda kesin görüşüm bu yanda sevişmek özgürleştirebilir.

Göz kırpmayı sevdiğimi farkettim.Özellikle mutlu olduğum anlarda bence çok doğal ve samimi gösteriyor.Kendinizi kasmanıza gerek yokmuş gibi,sizi öyle bir anda yakalamışlar ki karşınızdakine öylesine yakınsınız ki bir göz kırparak bunu daha da samimi hale getirmiş oluyorsunuz!

Bir de ben çok kibar olamam, yapmacık da davranamam arada sırada argo sözcük duyabilirsiniz ağzımdan.Kısacası beğeni toplayacağım diye kibar olamam ben.Hem fazla beğeni bünyeye zarar biliyorum var aksini düşünenler.

Ve hiç anlamam insanları neden kendilerini iyi hissetmeleri için illa iyi bir işleri,arabaları yada giydikleri güzel kıyafetleri olmak zorunda? Neden sade olmayı beceremiyoruz.
Ya da neden kendimizle dalga geçmek bu kadar kötü? Gerçekten anlayana kadar kendimi bu halkadan uzakta tutmayı tercih ederim. Ama korkuyorum işte bazen ya büyük konuştuklarım bir gün gelip kapımı çalarsa diye!

İç çamaşır deyince aklıma hoş şeyler geliyor ve beni şaşırtan bunun için tasarım yapan insanlar olması ve bunları tutku ile pazarlaması.Bence bu bir kadın olmanın ne kadar özel olduğunu hatırlatan bir şey (iç çamaşırı yani)

Tutkusu olan insanlara bayılıyorum.Yani sırf hazları için yapıp ciddi ciddi mutlu olan insanlardan bahsediyorum bu hayvan barınağı için çalışan biri de olabilir yeter ki sizi tatmin etsin ve günün sonunda kendinizi iyi hissedin. Ve inanç konusun tutkulu olabilen insanlar gerçekliği kabul etmiş ve dünyevi şeylerden sıyrılmış insanlar işte onlar var ya ben onlara çok özenmekteyim ama kafama taktığım milyonlarca dünyevi sorunlar hazla ve ya zevkle bazen benim yolum size biraz daha uzak ama yavaş adımlarla ilerliyorum demek istiyorum (bir not burada sonsuza kadar yaşamak istediğimi varsayabilirsiniz) ama tam tersi bence güzel ve dolu yaşamak ile uzun yaşamak kesinlikle aynı paralelde değil benim için.

Birde dışlanmış insanlar işte en çok da onları takdir ediyorum cesaretleri için ve öyle olmak istedikleri için!

Gerçekten algımızın bir çok şeye yetmediğini düşünüyorum. Daha kendi dünyamızı keşfetmekten ( bırakın yaşamayı) başka dünyaları keşfetmeye başladık bile. Önce buradaki yaşamı bir hakkıyla yaşayabilseydik daha iyi olurdu diye düşünüyorum

Evet bu tür memnuniyetsizlikleri gerçekten sevmiyorum.

Beni eleştirenlere kızmıyorum.Beni zayıf yapan benler ide seviyorum.Ve beni güçlü kılan benler ide böylece yolumda daha iyi ilerleye bildiğimizi düşünüyorum.Ve eleştiri yapılacaksa ön yargısız olmalı diye düşünüyorum

Tüketim çılgınlığını desteklemek istemediğimi fark ettim.Evet bazen benimde gözüm dönmüyor değil ama amaçta bu zaten değil mi hepimize paramız olduğunu zannettirecek kadar harcatmak!

Düşündüğüm bir şeyde küçük çocukların hayvanlardan ve sudan uzak yetiştirilmemeleri gerektiği bence korkutmadan onları alıştırabiliriz.

Ve son olarak hayatta bize verilen etiketlerin hepsi tek başına anlamsız gereksiz içlerini dolduran yine bizleriz yani onlara çok fazla ihtiyacımız olmadığını düşünüyorum. İmzanızı bırakan yaptıklarınız olacaktır ve yine yatağa yattığınızda size huzuru yaşatacak olanlar o yaptıklarınız olacaktır.Gerçekten yaşadığımız anlar pişman olmak için fazla gereksiz,ağlatmış olsanız bile en sonunda güldürebilmeyi başarmalıyız diye düşünüyorum.

Peace by Merry!

12 Aralık 2011 Pazartesi

Rahatsız Eki


Kendi halinde yaşar o! Sessizken tam sessiz,varken hep varmış gibi! O yüzden kendini bir tutma lütfen benimle, yaptıklarımla ve yapacaklarımla. Bir çok hakkım saklı sırf bu yüzden!
Ayrıca öyle hesap sorulmasını da sevmem.Etraftaki seslerden biri oluverme sadece.Yargılamak dediğin ki! Yok zaten kendimi adadığım bencilliğim vuruyor su yüzüne,kendisi için biriktirmiş,yaşarken temkinli ama arada sırada var pervasızca takıldığım.Olursa bir zararı kırmadan söyleyin lütfen.Zira bu aralar hassas takılıyor ruhum,bedenim..
Kendimi salmam gerekiyordu bu aralar bunalıma girmem gerekiyormuş meraklı bakışlar içerisinde kalmam beni teselli etmelerini beklemem isteniyormuş.Bilirsiniz manevi destek önemlidir bu yüzden duyduğum sözlere usulca sallıyorum kafamı hak veriyorum karşımdakilere..Kendimi suçlu hissetmem gerekiyormuş bilmiyorum ama benim tepkisizliğim aşırı duygusuzluğum olarak adlandırılıyorsa beni yargılayacak bir mahkeme istiyorum sırf aptallığından yaptır bir takım şeyleri ve bizde yüzüne vurduk diye suçlanan biri olarak bir mahkeme istiyorum ve bakmak istiyorum yüzlerine evet ben gerçekten herkesi sevemiyorum aynı davranamıyorum evet eksiğim bu yüzden duygularım karışık bu yüzden doğal karşılayın beni lütfen sakladığım bir kaç güzel insan var kuytu köşelerimde,ruhumda , tenimin altında.Gerekirse bunlar için tutarım haklarımı saklı,çünkü hiç bir şekilde zarar veremem,vazgeçemem bana kattıklarından.
Merak ediyorum da birbirimizin iyiliğini düşündüğümüz için mi oldu tüm bunlar! Onca hırgür onca çekişme ne içindi sahiden! Birbirimizin sözlerine güvenmez miydik,hatalarımızı kabul etmek bu kadar zor muydu? Biliyorum yine bir şekilde güleceğim yüzünüze ama isterdim beni tanıyabilmenizi,ateşe atabilmenizi kendinizi böylece daha iyi anlardık birbirimizi ve kolayca erişemezdik birbirimizi yargılama şerefine.
Tehlikeli bir beynim var bir saat gibi işliyor bazen gözlerim büyüyor çok istekli olduğumda.Bu yüzden geri dönmek istemediğin kapılar açabilirim.Bu yüzden beni durdurmak istersen bulmuşken izin verme kendimi kaybetmeme.Sözlerimi duymama yardım et eğer estirirsem rüzgarları sakinleştir içimdeki fırtınaları baktın konuşmaya başladım saçmalıyorum sakinleştir beni biliyorum yapabileceğini.
İyİ,kötü derken alıştı bedenim yaşamaya her günümü geçirmeye bir şekilde.Güçlüyüm kendimce ama iyi hissediyorum bir kaç gülen yüz gördüğümde yüzüme biliyorum sayılı zamanlar arkama dönüp baktığımda görmeliyim keşkeklerim daha az devam etmişim yoluma.

19 Eylül 2011 Pazartesi

Yazarını bilmiyorum ama o kadar güzel yazmış ki...

Yok, yok demeyeceğim vazgeçmeyeceğim! Aslında başka bir şeydi söylemek istediğim. Yazdım, sildim… Yazdım sildim… Seni düşünüyorum ne yalan söyleyeyim. Ama sorsan söylemem. Sen anla! Hisset ya da. Yormak istemiyorum artık hiç kimseyi. Yorgunum zira! Yeniden kurasım yok hiç, aşka dair cümleler. Kelimeleri yan yana getiresim yok bir de, kendimi anlatmak için. Sen anla! Konuşmak istemiyorum kısaca. Konuşacak ne var ki? Benim sana gelene kadar ne yaptığım mı, senin bana gelene kadar ne yaşadığın mı? Saçma! Ne geçmişe aidim artık nede geleceğe ve kaçırmak istemiyorum şu anı da, olmuşların, bitmişlerin, gelmişlerin, geçmişlerin laf kalabalığında olacakların, biteceklerin ve geleceklerin kurgusunda ya da…


Ama şimdi burada seni düşünüyorum ne yalan söyleyeyim. Ama sorsan söylemem! Sen anla! Ne şu andan öncesi ne şuandan sonrası… Dedim ya; bir tek şu an’ın ciddiyetindeyim.

Hayallerim yok sana uzun uzun anlatabileceğim ama çok istersen kurarım tabi senin için ve illa merak ediyorsan hatırlarım elbet canımın yanmışlığını da zira unutmuş değilim. Ruhumda dikiş izlerim…

Yeni bir alfabe arıyorum konuşabilmek için! Hiç söylenmemiş sözler duymaya ihtiyacım var ve belki yeniden cümleler kurmaya ihtiyacım var, yetmiyor bildiklerim. Şimdilik baş edilir gibi değil içime çekmişliğim…

Sözlerini duyuyorum düşüncemi zorlayan, aklımı sana uçuran. Her anlamaya çalıştığım da merak edilen oluyorsun. Anlamak istemiyorum merak etmekten korktuğum için! Yoksa buradayım yani, yörüngendeyim. Masallar tadındayım… Zehirli elma hevesindeyim! Bul beni!

Lakin ne soru istiyor canım ne cevap. Ne bir beklentim var ne de bir söz verebilirim. Bulursan sadece bulduğuna sevineceğim! Ve eğer geleceksen, seni burada bekleyeceğim. Ama ben sana, gün dün unutamadıkça ve beyaz sayfalar gibi olmadıkça ruhum gelmeyeceğim… Özür dilerim bu kadar yorgun olduğum için!



21 Ağustos 2011 Pazar

Kısadan Hisse...


Benim bütün olanım bu...
Kıvranıp durmak.
Yürüdüğüm sokak bana yasaklı, baktığım suratlar bana uzak.
Her şey bir kaç yaşam önceydi.Ben daha eteklerimden düşürmemiştim,kullanmamıştım kozlarımı.
Bugün ise çıkmaz bir sokağa bakıp kendi içimdeki yolları arıyorum.
Kendimi cezalandıramıyorum,düşünürken bile yüzüm kızarıyor nerede kalmıştım ben,hep tamamlanması gereken cümleler bırakıyorum.
Elim kolum bağlı bazen,bazen güçlüyüm ama çoğunlukla suskun...
İzin verdim herkese bugün atıp tutmak serbest,bildiğinizi sanın her şeyi tüm hisseliklerimi ve dar ağcına götürün oracıkta.
Hepimizin inanması gereken tek bir gerçek varsa eğelim boynumuzu her şeye karşı saklayalım itirazlarımızı,duygularımızı sırf hata yapmamak sırf yargılanmamak adına.

5 Temmuz 2011 Salı

Dikkat Uyarı


Evet bunu gerçekten çok düşündüm hayatımızda başımıza gelen her olayın bir sebebi olduğuna inan bizler genelde söz de buna inanmayı tercih edip asıl karakterini gösterince içi kokuşmuş bir hal alıp sadece sözden ibaret bir halde kalıyor zavallım.Çarklarımız hemen dönüveriyor yok ya kesin birinin suçu olmalı yoksa başka ne olabilir ki...İnsanız biz alışmışız hep masumiyetimizi kanıtlamaya çalışıyoruz.Aslında kendimizi de bir güzel inandırıyoruz.Ama kusura bakmayın masum değilsiniz aslında bu iyi niyetli olmadığınızı bile gösterir durup düşündüm insanlar suçlarını paylaşmak istemiyor bir yalnız korkusu var üzerimizde kaçıp uzaklaşmak istiyoruz o anda dünyayı başımıza yıkıp infazı gerçekleştiriyoruz.
Hayatımıza egemen olan bir takım unsurlar ve onlara olan bağımlılığımız gözümüzü kör etmeye yetip te artıyor bile çünkü neden ucunda para var yani bir takım bir şeylere onu kazanarak sahip olmamız gerektiği herkes tarafından bilinen bir şey ve aslında günde 3 saat yolu neden çektiğimin de bir kanıtı.Neden çünkü kimsenin malında gözüm olmadı,neden çünkü kimsenin hakkına leke sürmedim,neden bende bilirdim ortalığı alev altına almayı ama gerek yok ben böyle görmedim böyle yetişmedim.Bu yüzden kimsenin kimseye üstünlüğünü kabul edemem sende çalışıyorsun ben de bana aramızda farkı anlatsan bile inanmam eğer gerçekten insan vasıflarını taşıyorsan beni anca o zaman etkileyebilirsin gerisi masal bana.
İnsanlar en çok konuşmasını seviyor böylece ne kadar önemli olduğumuzu yutturabilir hatta bize saygı duymasını sağlayabiliriz.Ama iş gerçekliğe gelince orada bir duralım iş sen ne kadar hatalıysan ben o kadar hatalıyım terazisine kadar uzar ve yükü biraz daha karşı tarafa atmaya kadar gidebilir.Olsun saygınızı kaybetmeyin aksine kendinizle daha mutlu olun çünkü aradaki farkı görmek için bir kaç pürüz gerekir,bir kaç engel gerekir ki karşımızdakini tanıyalım.Gerçekten yoğurttan ağzı yanmak değil de onu üfleyerek yeme olayı çok hassas bir konu bence herkesin harcı olduğunu düşünmüyorum.Ben mi insanlar beni ayakta uyuttuğunu sanıyor da ben kendi yolumu tutmuş gidiyorum bile,gülümsek isterdim onlara.
Yani hayatta her şey bizim içinse kötüyü de,iyiyi de kabul etmesini bileceksin ha yok baş edemiyorsan benim camıma da çamur atmayacak oturup kabullenmeyi öğreneceksin.
Gerçekten diliyorum ki kimse kimsenin mutluluğunu kıskanıp ta kendi mutsuzluğu ile leke sürmesin etrafa oraya buraya.Bak çiziyorum sana işte sınırı sen oradasın ben buradan gidiyorum,en azından ne yapmam gerektiğini biliyorum.
Çok hırslandığım zamanlar oldu benim ağzımdan çıkan bir söz kalp kırmaya gerçekten yetiyordu da sonrası değiyor muydu işte o konuda size bir tavsiyem olacak ağzınızdan çıkanı gerçekten kulağınız duysun canınız yanmış olsa bile başkasının canını yakmaya hakkınız yok olmadı bu duruma izin verecek kimseyi hayatımda barındırabileceğimi gerçekten zannetmiyorum. Hiç kin tutmadım,saldırıda bulunmadım ama uzaklaşıp kimin kalıp kimin gideceğine karar verdiğim zamanlarda oldu.Ben kendi sorumluluğumu alacak kadar açılırım denize,kendi cesaretimle tutarım ayakta kendimi.Yok bir başkasının dırdırını dinleyip bana ne olup olmadığını,ne yapmam gerektiği söylenilecek masallara biraz tokum o yüzden evde yokum.
Üzgünüm ama önce biraz kendimize bakalım olur mu?

20 Haziran 2011 Pazartesi

İSTANBUL 666


Dün gece boğaza karşı bir tarih daha yazıldı ve maiden İstanbul'umda bütün gürültüsü ve gücüyle geçti o kadar saat beklemenin ayaklarımıza inen karasulara rağmen beklemekten vazgeçmeyen onca insan Küçükçiftliği sonuna kadar sömürerek dolup taşırdı.
Efsaneleri göreceğim diyordum kaç ay öncesinden biletler alınmış ve geri sayım başlamıştı gerçekten geliyorlardı,mekan konusunda biraz şüphelerim vardı ama olsun demeye alıştırdım kendimi önemli olan o anı yaşamaktı bir daha gelecekler mi bilinmez ama elindeyken kıymetini bil:) kendimi o kadar kaptırmışım yani eh tevekkeli değil benim gibi düşünen bir çok insanı kuyruklara rağmen o sıcağın altında beklemesi...Aman tanrım o ne sıcaktı teste tabii tutuluyor olmalıydım..sıcakta eriyeceğim ve tamam ama yok dedim kendine gel sıcağı ve diğer her şeyi görmezden gel:)
Daha saatler var alandayım gruplar birer birer çıkıyor kendimi odaklamışım ya tamam diğer grupları da izleyeceğim ama maiden çıkınca tam konsantre olup bırakacağım kendimi...
Alice Cooper dedim adamın kendisi yetiyormuş şovunu yaptı paşa paşa bakın dedi şu anda bir tarih var karşınızda kaç yaşındayım ama hala sahnedeyim şovlarım ve ben gerçi ses de gayet yerindeydi.Sanırım artık türk bayrağı tutmak bayağı bir prim yapmaya başladı olsun abimizdir bize bir güzellik yapmak istemiş helal olsun!
Evet hala geri sayımdayız...
Etrafıma bakınıyorum her türden insan vardı hamilesi,küçük çocuğu,yaşını almış büyükler bile dedim iste olaya bak müzik bu araya getiriyor insanları ne olursa olsun ben bunu anlatmaya çalıştım sanırım metal müzik yada rock bir kaç gürültüden ibaret olsaydı bu adamlar hala bu yaşında bu enerji ile koşturmaları hala büyük bir aşkla sahnelerini yapıyor olmaları büyük örnek ve derstir bana göre.Bana bugün birtane insan gösterin deli gibi işini sevip mutlu olabilen...kendimi bile size örnek gösterebilirim.Yani görüp te etkilenmemek elde değil..evet tüm şarkı sözlerini ezbere bilmiyor olabilirim ama ne hissetliklerini,ne yaşadıklarını gayet özümsüyor ve anlayabiliyorum bu da bana orada olmamın sebebini için gayet yeterli.
Evet Slipknot sahnede pek dinlemem bana hitap etmiyor o kadar da şiddet ve zevk yanlısı değilim ama helal adamlara kendi kitlelerini oluşturmuşlar insanları coşturup kendi tarzlarından da hiç vazgeçmediler.
Saat 9 olmak üzere etraf daha da kalabalıklaştı.Bruce diyorum başka bir şey demiyorum son dakikalarda...Kalbim duracak herhalde diyorum.
Ve efsane sahnede...ışıklar gitarın sesi Bruce'un müthiş enerjisi ve açılış şarkısı Final Frontier açıkçası setlisi hakkında bir fikrim yoktu ama gerçekten güzel parçalar çaldılar.Orada olmanın amacını ve bekleyişin sonunu gayet iyi gösterdi diler diye düşünüyorum.Sabahın 6.30'dan beri ayakta olmamda cabası ve itiraf etmem gerekirse kendi kendime savaş verdim yıkılmamam lazım bu anı çok uzun zamandır bekliyordun:)
Hep Rock in Rio yu izlerken hayal kurardın Fear of the Darkı şarkısını izlerken bende bir gün şarkının açılışını aynı coşku ile yaşayacabilcekmiyim soruları kafam dayken sonuç dün neredeydim Maiden konserinde:) bu kız çok fazla unutulmaz dakika yaşadı...Tarih defterimde önemli bir sayfa daha
Daha yaşayabileceklerim ne diyeyim o adamlar da bu enerji bu istek oldukça umarım daha çok dinleyebileceğiz.

Up To Irons!!!