10 Ocak 2013 Perşembe

Zaman Akar Su Gibi

Farkındayım uzun zaman olmuş kalemi elime almayalı.Bir üşengeçlik  hali bu yazı yazmaya çekinir oldum.Oysa aklımdan geçenler çok farklıydı yazacaktım da yazacaktım...
Kendi kendimin hayal kırıklığı oldum üzgünüm.Ama var bu aralar sanki bir kıpırdanma içinde bir şeyleri değiştirme isteği, neredesin diyen seslere cevap verme isteği.
Ama o kadar süslü,ahım şahım değil.Kendi halinde bir şeyler paylaşma güdüsü bendeki.Rutinden fazlaca sıkılıp kaçabilir miyim soruları altında yanıt bulabilmek.
Sanırım paylaştıkça diniyor bazı sancılar,kendini bir nebze suçluluk duygusundan kurtarmak için çabalıyorsun.Çabalıyorsun ki yüzüne baktığında o utancı hissetmeden yoluna devam et.
Bu aralar takıntım bu boyutta okumak güzeldir kafa yorarsınız,boş hissetmezsiniz

Pupa Hava'dan selamlar

31 Temmuz 2012 Salı

DANIEL


Rüyalarımın katilisin, evet böyle söyleyince kulağa çok sert geliyor ama artık iyi düşüncelerim uzakta çok uzakta bir rüya bile mahvediyor, güzel olanı mahvettiğin gibi şimdi ben uyanmış olsam da düşüneceğim üzerine ve bu beni aşırı rahatsız hissedeceğim.
Net olarak hatırlıyorum maalesef elimde değil üzgünüm birazdan kendimi de suçlamaya başlarsam şaşırma hepsi senin yüzünden değil.
Devam edecekti işte böyle, değişmeyen her şey de olduğun gibi böyle devam edecekti çünkü kısır döngüye girmememiz kaçınılmaz diye düşündü.
Uzak olmak istiyorum aslında senin benden uzak olduğun kadar bende senden uzak olmak istiyorum. Varmışsın gibi yapmayı bırakıp yokluğunu çöpe atmak istiyorum. Gidiyorum demişti yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum.
Rüyalarımın katilisin diye düşündü tekrardan.
İki kişiyken her şey daha zordur açıkladığını zannettiğin de bile eksik kalıyor işte seviyorum bile diyemiyorsun. Uzakta olmak kolay, kaçmak kolay var olmak zor. Gözlerinin içine bakıp gerçekleri söylemek zor, nefret etmek kolay, devam etmek zor. Kabullenmenin başı sancıları sonrası rutin, yaptıklarını tekrarlayacakmış gibi hissediyorum. Hissetmekte istemiyorum, rüyalarıma girmeni dahi istemiyorum. Çünkü yine tepkisiz kalacaksın bilmiyorum. Yoksan da tanıyorum seni ama tanımak istemiyorum
Yazmaya devam etmek istiyordu anca böyle işte böyle hafifliyor ama ben rüyalar görmeye devam ediyorum.

9 Temmuz 2012 Pazartesi

YAP-BOZ


Herkesin işi çok, bahane bol zaten hayatta bize bol keseden atıyordu buyurun yaşadıklarınızın tekrarını istediğiniz kadar yaşayın (sıkıyorsa eğer) genelde oturup bön bön bakmalar kalıyor geriye. Yaptıklarımızdan sorumlu olmak bir kenara dursun, söylediklerimizi duymuyor kulaklarımız bile sevgi havada asılı kalmış tutan saçıyor etrafa tek kullanımlık gibi adam gibi karşına çıkacak nerede.
Meşgul insanlarız biz, duygusal olmak bünyeye zarar mühim konularımız var görmezden gel bak nasıl işe yarıyor. Cevap almayı zorlaştıran durumlara sokmaya bayılıyoruz birbirimizi. Çok mühim öleceğim desen umurunda olmayacak, dönüp arkasını gidecek. Sorsan önemsedi, sorsan sevdi yok birde senin için paraladı kendini de al işte kulaklarım bayram etsin yüzüm kalmasın bana masal anlatıyor musun diye sormaya.
Bugün günlerden ben yokum diye kendinizi parçalamayacağınız günlerden biri daha olsun varsın, bende parçalamadım olsa olsa üzüldüm, aptal geri dönüp baktığında kimler kafasını vuracak acaba o duvarlara sessiz kaldığı durumlara, geri döndüremediği anılara. Sen yaptın sen buldun sus otur yerine aslında değil mi? Yok nerede, herkesin filozofluğu kendine anladım ben boş olmaktan ibaret dolu sandığımız meseleler.
Üşengeç haller zinciri, susmakla da erdemli olunmuyor artık. Susan neden sustuğunu unutmuş artık sorsan nerede diye delirdin mi diye bakacak sana.
Önemseriz aslında ama neden olduğunu bulan yok hala ciddiyizdir aslında, kuralları takip eder sarı kart çıksa bile bildiğimiz doğrudur çözdük çözdük aşkın doğasında çözdük seviyor ya yeter işte, perde arkası filan yok geçen bir uğrar giden gitmiştir, bugünü yaşamak biraz tutukluk yapar. Şu anda terlediğim gibi çok gerçek bazı gerçekler acı gerçek demiyorum oldu birde oradan yakın sonra, bu yüzyılda keşfedildi cesaret sırtımda düşürmeye çalış bak karşılığı ne oluyor ben çıplak kaldım o cesaretler sen hala alfabenin c harfine gelemedin bile! Uzaktan bakmak nasıl açıyor mu içini diye soracağım muhataplık sıfır artık bende kısacası değişiklik var mı sen ondan haberdar et beni, dünya böyle sürüklenirken ne getirdin de beni şaşırtacaksın!
Yok, yok ben daha öncede görmüştüm sende ki bu hali, tekil şahıslar ortada. Kendimden başkasına alınmadım ben. Çek üstüne bak bakalım tam gelecek mi sana.
Ben bildiğimden başkasını sokmadım koynuma, kaçtıkça kaybolanlara hoş bir ara onları da biliyordum sanıyordum ya! Dönemlere ayırmak zorlaşıyor giderek, sığdırmakla uğraştırmayın beni, sadece buradayım demekten korkan yüzler görmekten bunalmak üzerim karşılıklı yorulmayalım!
Zira bendeki bu hal bur ruh gün geçtikçe aşıyor kendini mantık gelmiş oturmuş yerini bulmuş o kadar olur. İnan diğer şeylerden daha az yordu beni. Tabi gerekiyormuş bir takım canıma okumalar filan ki anca zaten.
Varken yok olmak çağı bize mahsus sanırım, olmadı deyip atıveriyorsun nasıl olsa. Ha taş, ha kalp ne fark eder, sen bırak kendini kurtar, yoksa hasarım sana da bulaşır filan aman diyeyim. Değişmiyor çünkü bazı şeyler kaçmışsan zamanında vardır bir sebebi şimdi oturup düşünme neden diye, aslında ilk kararlar var ya onların gözünü sevmek gerekirmiş te çocukluğuma verdim gitti!

1 Haziran 2012 Cuma

BİR GÜNDEM, BİR KÜRTAJ


Bu aralar yazı yazma isteğindeyim korktuğumdan değil elim gitmiyor bir türlü. Kendime dürüst olmazsam diye korkuyorum. Aslında korkmuyorum derken fark ediyorsun birçok şeyden korktuğunu, kafandaki sorular durmuyor üstüne gelen bir tek o olsa keşke! Cesaretin olduğu yerde başlıyor korku cesaretliysen eğer korku da onun birlikte gelecektir, çünkü kimse cesareti olanları sevmez, sevemez.
Bu yüzden doldu içim patlasam zarar vereceğim etrafıma, dönüştüğüm kişiyi sevmekten uzak duracağım, onu kendi ellerim ile yargılayacağım. Bildiklerim yetmiyor çünkü yaşadıklarım daha da kötü. Bizi bir balonun içinde yaşatmaya çalışıyorlar. Kötü aslında olanlardan değil niyetten benim kastım. Aslına bakarsanız o kadar anlatılanın içinden korkmamamız gereken tek şeyin ölüm olduğunu düşünmekteyim. Kendisi gayet açık ve net hiçbir yalanı yok afra tafrası yok, egosu yok olduğu gibi. Siz hiç bu kadar dürüst bir insan tanıdınız mı?
Ölümle ilgili teorilerimi bir dahaki sefere anlatabilirim.
Farkında mısınız etrafımızda birçok olay dönüyor aslında ben bunları korkuya bağlayacaktım sonra aklıma geldi hangi zihniyet kadın üzerinden siyaset yapabilir ki her şeyi bir kenara koyun bunun ülke yönetmekle bir alakası yok bu tamamen korkaklık. Mükemmel sorunsuz dünyamızda yaşarken birde bur kürtaj olayı nereden çıktı tamdık şimdi daha bir tam mı olduk. Ülkenin her yerinde refah sağlanıyordu zaten ve insanlar bu kadar nüfus patlamasından bahsederken birde yaşlanıyor mu olduk yani. Bu üremeye olan aşkımız nereden geliyor biz bireyler olarak seksi sadece üreme aracı olarak kullanmamız ne kadar doğru acaba yanlış anlamayın ama bu çok alçakça bir şey bir takım roller biçiliyor, ama kadın denen varlığı anında yok ediyorsunuz. Kimse bu ülkede zevk için sevişemez gibi geliyor kulağa değil mi bence olacak bu, bir şekilde insanların düzgün yolda olması gerektiği gibi modeller yaratabilmek için yasaklar günah günahlar korkutucu olacak.
Oysaki ben gideceğimiz daha çok yol olduğunu düşünüyorum yanlış anlaşılmasın evlendim ama hayatım bitmedi ben mutlu olmaktan çok evet mutlu etmek için evlendim ama bu hayatımı hemen bir rotaya sokacağım anlamına gelir mi zannetmiyorum kariyer karmaşasında da değilim o da ayrı bir beyin uyuşturması bence ben önüme gelen her yemeği yemeyeceğimi söylüyorum sadece.
Mantık çerçevesinde yaklaştığımızda konulan her kuralın bir dayanağı vardır doğru ama arkasında yatan sebebin tek nedeni de korkudur. Unutmayın bir kişi korktu mu bu bulaşıcıdır ve yayılır farkında olmadan yayılır hem de.
Sorumluluk demeyin şu son birkaç yılda yaptıklarımla kendimi dünyanın en sorumlu insanlarından biri olarak ilan edebilirim. Ama yaşamak mı lütfen bu herkesin kendi bileceği iş bir başkasının ya da kurumların hatta devletin bile değil.
Feda ettiğimiz şey kendimiz olmasın, kendimiz olma uğruna feda ettiklerimiz olsun dileğim!
                                                                                                                    PEACE BY MERRY

19 Nisan 2012 Perşembe

Hallelujah


Zaman harcanır aslında zamanı harcadığımızı düşünürüz aslında kendimizi harcıyoruzdur. Her defasında bir cevap bulmak üzere sorulan sorular zaman kaybıdır. Kendine sürekli olumsuzlukları hatırlatmak bir zaman kaybıdır dolayısı ile kendini kaybedersin. Sonra etraftaki sesleri dinlemeye başlarsın çünkü onlarda muhakkak seni onaylayacaklardır çok azı seni cesaretlendirecektir. Buda aslında kafa karıştırmak için yeter, kendi bildiğinden çıkma yoluna saptığın zaman tüm bildiklerini göz ardı eder ve diğerlerini onaylamaya başlarsın. Yanlış olduğunu anladığın zaman kendinden özür dileme vakti gelmiştir demektir. Hep bir tik tak kimse zamanı durduramaz. Kötü olan her şey saklanır, aptallar ordusu her defasında genişlemektedir, susmak en iyisidir (anlatırlar, inandırırlar)   bahsedilmeyen tehlike arz ediyordur kimse deli olanı dinlemek istemez (tehlike mi akıllı bir insan akıllı olduğu için tehlikelidir)
Ben kendimi birçok şey ile şekillendirebiliyordum, sesleri dinliyordum. Onları dinlerken beni de dinlemelerini istiyordum. Bu severken sevilmeyi istemek gibi bir şey, karşılıklı ihtiyaç aslında!
Korktuğun için uzaklaşırsın yaşamaktan korkmak kendinden sana sunulanlardan korkmaktır aslında. Sahip olduklarını reddetmek ve kendini reddetmektir.
Yani aslında sahip olduğunuz en iyi şey kendinizdir belki bu benden önce milyonlarca kez, milyonlarca yerde, milyon kişiye, milyon kültüre, söylenmiş olabilir bir olasılıktan bahsediyorum aslında. Yani yaşananlara tanık olmadığımız sürece bunun olasılığından bahsedebiliriz.
Sadece olan biten yaşanan her şey de sihirli bir şey bulabilirim evet bunu yapmak beni çok ta iyi hissettirebilir ve aslında bunu yaparken büyük bir keyif te alıyor olabilirim. Etki tepkiyi doğurur ve bunları yaşamak kimi zaman yorucu olabilir. Biz kendimizi yorarız, kendimizi parçalarız ben sadece buna çok fazla gerek olmadığını söylemek istiyorum. Susmak istediğiniz zaman etrafınızda bunu saygı ile karşılayacak birkaç insan olsun ve aynı şekilde gülmek istediğiniz zaman da o insanlara sahip olduğunuzdan emin olun inanın daha fazlasını istememenin hafifliği sizi çok rahatlatacak. Kendi adıma ben bunu çok rahatlatıcı ve özgür buluyorum.
Özgür bırakmanın ne olduğunu öğreniyorum. Bunu yaşamayı çok rahatlatıcı buldum. Gerektiğinde bir yerde hoşça kal dedikten sonra sonuna kadar kollarını sevgi ile açmanın beni ne kadar iyi hissettirdiğini anlatmamam, yaşamaktan kortluğumuz şeyler olmasın bunlar etrafımda bana bunu öğretenler var diye şanslı sayıyorum kendimi ne kadar vazgeçmek istenseniz de vazgeçmiyorsunuz ve daha çok seviyor saygı gösteriyorsunuz. Kıskanarak değil ya da sizin istediklerini yapmadı diye değil aksine kendi olduğu için yanında olmayı öğreniyorsunuz.
Sizi durduracak tek şey kendiniz olabilirsiniz bu durumda.
Sanırım ben konudan konuya atlamada bir uzman olarak kendimi bu kadar çok şey düşündüğüm için suçlu bulmaktan vazgeçeceğim kendimi anlatmanın en iyi yolu dağıtmak ise bırakın öyle olsun toplamasını da bulmak zor olmamalı
Korktuğum tek şey cesaretli olmamak bu hayatta, yaptıklarınızın arkasında cesaretinizi gördüğünüz zaman sanırım dünya daha farlı size bakıp cevaplarını yollayabiliyor
Yani kaçık olduğumu düşünün diye söylemiyorum bunları, sadece sakladığımız kabuklar her zaman güvenli değildir. Yine bağlayacağım o dur ki zamanı ve kendinizi harcamaktan bir şekilde vazgeçmelisiniz
Ve ardından gelen ilk cümle ‘Her şey içten olmak ile başlıyordu.’’
                                                                                                                 Peace by Merry

12 Ocak 2012 Perşembe

Ben'in Ardındaki


Ben hiç aç kalmadım, susuzluk hissetmedim,başımı sokacak bir evim her zaman oldu.Ya da savaş alanında ölümü bekleyip son dualarımı etmedim. Benim sorunlarım sadece sıradan olarak adlandırılabilirdi.

Yolda düzgün yürümesini pek beceremem genelde ayağım takılır ve düşerim sonucunda insanlar epey gülmüş olur ve ben aynı şeyi tekrardan yapabilirim çünkü yürürken dikkatli bir insan değilimdir.

Hani hatalarından ders almalısın derler ya bu benim için genelde fiyasko ile sonuçlanır her defasında çok kararlı olurum tamam derim bu sefer hataya yer yok derim ama eninde sonunda hatanın yaşamımın bir parçası olduğunu kabul ederim ve sanırım bu konuda pek fazla adım atamayacağım.

Kendime yazdığım bilmem kaçıncı notun sonunda kendimi hala ''unutma kabul etmekte korkulacak bir şey yok '' derken bulurum.

Her defasında beni bekleyen bir şeyler olduğunu sanırım ( şeyin hala tanımı yok) öyle böyle değil içimde kelebekler uçuşur adeta. Sonucu beklerim olumsuzda olsa beklerim. Kendime yaptığım gezintiler sırasında bekleme kısmının beni cezbettiğini keşfettim.Sırf bu yüzden bir çok şey kaçırmış bile olabilirim!

Heyecanlanırım ben mesela yaşadığım en küçük bir anda bile heyecanlanırım o zaman gözlerimdeki parıltıyı görmenizi isterdim çocuk gibi olurum ve karşımdaki de beni yeni bir şey keşfediyormuşçasına dinlediğinde anlattıklarım daha da anlam kazanır.

Hep romantik olduğumu düşünürdüm ama eyleme geçtiğim vakit bu işte pek usta olmadığımı anladım.Bana lazım olan adrenalinmiş yoksa ben kim beyaz atlı prens kim deyip duruyorum kendime.

Sevişmekten korkmam,kavga ve çirkeflik daha korkutucu gelir bana.Sanırım sevişmek insanların birbirine zarar vermeden davranabildiği özgür olabildiğimiz bir hal ve durum ama asla ayıp değil! Evet bu konuda kesin görüşüm bu yanda sevişmek özgürleştirebilir.

Göz kırpmayı sevdiğimi farkettim.Özellikle mutlu olduğum anlarda bence çok doğal ve samimi gösteriyor.Kendinizi kasmanıza gerek yokmuş gibi,sizi öyle bir anda yakalamışlar ki karşınızdakine öylesine yakınsınız ki bir göz kırparak bunu daha da samimi hale getirmiş oluyorsunuz!

Bir de ben çok kibar olamam, yapmacık da davranamam arada sırada argo sözcük duyabilirsiniz ağzımdan.Kısacası beğeni toplayacağım diye kibar olamam ben.Hem fazla beğeni bünyeye zarar biliyorum var aksini düşünenler.

Ve hiç anlamam insanları neden kendilerini iyi hissetmeleri için illa iyi bir işleri,arabaları yada giydikleri güzel kıyafetleri olmak zorunda? Neden sade olmayı beceremiyoruz.
Ya da neden kendimizle dalga geçmek bu kadar kötü? Gerçekten anlayana kadar kendimi bu halkadan uzakta tutmayı tercih ederim. Ama korkuyorum işte bazen ya büyük konuştuklarım bir gün gelip kapımı çalarsa diye!

İç çamaşır deyince aklıma hoş şeyler geliyor ve beni şaşırtan bunun için tasarım yapan insanlar olması ve bunları tutku ile pazarlaması.Bence bu bir kadın olmanın ne kadar özel olduğunu hatırlatan bir şey (iç çamaşırı yani)

Tutkusu olan insanlara bayılıyorum.Yani sırf hazları için yapıp ciddi ciddi mutlu olan insanlardan bahsediyorum bu hayvan barınağı için çalışan biri de olabilir yeter ki sizi tatmin etsin ve günün sonunda kendinizi iyi hissedin. Ve inanç konusun tutkulu olabilen insanlar gerçekliği kabul etmiş ve dünyevi şeylerden sıyrılmış insanlar işte onlar var ya ben onlara çok özenmekteyim ama kafama taktığım milyonlarca dünyevi sorunlar hazla ve ya zevkle bazen benim yolum size biraz daha uzak ama yavaş adımlarla ilerliyorum demek istiyorum (bir not burada sonsuza kadar yaşamak istediğimi varsayabilirsiniz) ama tam tersi bence güzel ve dolu yaşamak ile uzun yaşamak kesinlikle aynı paralelde değil benim için.

Birde dışlanmış insanlar işte en çok da onları takdir ediyorum cesaretleri için ve öyle olmak istedikleri için!

Gerçekten algımızın bir çok şeye yetmediğini düşünüyorum. Daha kendi dünyamızı keşfetmekten ( bırakın yaşamayı) başka dünyaları keşfetmeye başladık bile. Önce buradaki yaşamı bir hakkıyla yaşayabilseydik daha iyi olurdu diye düşünüyorum

Evet bu tür memnuniyetsizlikleri gerçekten sevmiyorum.

Beni eleştirenlere kızmıyorum.Beni zayıf yapan benler ide seviyorum.Ve beni güçlü kılan benler ide böylece yolumda daha iyi ilerleye bildiğimizi düşünüyorum.Ve eleştiri yapılacaksa ön yargısız olmalı diye düşünüyorum

Tüketim çılgınlığını desteklemek istemediğimi fark ettim.Evet bazen benimde gözüm dönmüyor değil ama amaçta bu zaten değil mi hepimize paramız olduğunu zannettirecek kadar harcatmak!

Düşündüğüm bir şeyde küçük çocukların hayvanlardan ve sudan uzak yetiştirilmemeleri gerektiği bence korkutmadan onları alıştırabiliriz.

Ve son olarak hayatta bize verilen etiketlerin hepsi tek başına anlamsız gereksiz içlerini dolduran yine bizleriz yani onlara çok fazla ihtiyacımız olmadığını düşünüyorum. İmzanızı bırakan yaptıklarınız olacaktır ve yine yatağa yattığınızda size huzuru yaşatacak olanlar o yaptıklarınız olacaktır.Gerçekten yaşadığımız anlar pişman olmak için fazla gereksiz,ağlatmış olsanız bile en sonunda güldürebilmeyi başarmalıyız diye düşünüyorum.

Peace by Merry!

12 Aralık 2011 Pazartesi

Rahatsız Eki


Kendi halinde yaşar o! Sessizken tam sessiz,varken hep varmış gibi! O yüzden kendini bir tutma lütfen benimle, yaptıklarımla ve yapacaklarımla. Bir çok hakkım saklı sırf bu yüzden!
Ayrıca öyle hesap sorulmasını da sevmem.Etraftaki seslerden biri oluverme sadece.Yargılamak dediğin ki! Yok zaten kendimi adadığım bencilliğim vuruyor su yüzüne,kendisi için biriktirmiş,yaşarken temkinli ama arada sırada var pervasızca takıldığım.Olursa bir zararı kırmadan söyleyin lütfen.Zira bu aralar hassas takılıyor ruhum,bedenim..
Kendimi salmam gerekiyordu bu aralar bunalıma girmem gerekiyormuş meraklı bakışlar içerisinde kalmam beni teselli etmelerini beklemem isteniyormuş.Bilirsiniz manevi destek önemlidir bu yüzden duyduğum sözlere usulca sallıyorum kafamı hak veriyorum karşımdakilere..Kendimi suçlu hissetmem gerekiyormuş bilmiyorum ama benim tepkisizliğim aşırı duygusuzluğum olarak adlandırılıyorsa beni yargılayacak bir mahkeme istiyorum sırf aptallığından yaptır bir takım şeyleri ve bizde yüzüne vurduk diye suçlanan biri olarak bir mahkeme istiyorum ve bakmak istiyorum yüzlerine evet ben gerçekten herkesi sevemiyorum aynı davranamıyorum evet eksiğim bu yüzden duygularım karışık bu yüzden doğal karşılayın beni lütfen sakladığım bir kaç güzel insan var kuytu köşelerimde,ruhumda , tenimin altında.Gerekirse bunlar için tutarım haklarımı saklı,çünkü hiç bir şekilde zarar veremem,vazgeçemem bana kattıklarından.
Merak ediyorum da birbirimizin iyiliğini düşündüğümüz için mi oldu tüm bunlar! Onca hırgür onca çekişme ne içindi sahiden! Birbirimizin sözlerine güvenmez miydik,hatalarımızı kabul etmek bu kadar zor muydu? Biliyorum yine bir şekilde güleceğim yüzünüze ama isterdim beni tanıyabilmenizi,ateşe atabilmenizi kendinizi böylece daha iyi anlardık birbirimizi ve kolayca erişemezdik birbirimizi yargılama şerefine.
Tehlikeli bir beynim var bir saat gibi işliyor bazen gözlerim büyüyor çok istekli olduğumda.Bu yüzden geri dönmek istemediğin kapılar açabilirim.Bu yüzden beni durdurmak istersen bulmuşken izin verme kendimi kaybetmeme.Sözlerimi duymama yardım et eğer estirirsem rüzgarları sakinleştir içimdeki fırtınaları baktın konuşmaya başladım saçmalıyorum sakinleştir beni biliyorum yapabileceğini.
İyİ,kötü derken alıştı bedenim yaşamaya her günümü geçirmeye bir şekilde.Güçlüyüm kendimce ama iyi hissediyorum bir kaç gülen yüz gördüğümde yüzüme biliyorum sayılı zamanlar arkama dönüp baktığımda görmeliyim keşkeklerim daha az devam etmişim yoluma.