23 Temmuz 2007 Pazartesi

Karanlık orduların uşağıyım bu gece ben. Ölümü bekleyen kancıkların
ilahıyım bu gece ben. Bu gece bir orospunun pezevengi, her şeyin en
ahlaksızıyım ben. Bu gece şeytanın ta kendisiyim dostum ben !!

Phase 1



Sabahları miskin olur yataktan kalkmaya üşenirim çok zor bir iş bu benim
için daha fazla kalabilmek için bir çok dakikamı heba edebilirim. O hiç
bana geri dönmeyecek dakikalar için. O miskinlik o anda bana çok şey
anlam ifade ediyor yatakta bir o yana bir bu yana da dönerken kalkmak
için verilen yorucu, boşuna çabalar ve içeriden bağıran anne sesi sanki
kalkmam onu daha mutlu edecekmiş gibi ama bağırdığı zaman bilmeliyim ki
bir seviye daha yukarıda şimdi, patlatmamalıyım. Üzerime ne düşse nafile
ben o yataktan kalkmalıyım artık..Ama istemiyorum gerçekten benle
birlikte uzun uzun yatacak birisi daha olsaydı daha keyifli olurdu
belkide. Ama eninde sonunda oda kalkmak isteyecek ve en kötüsü kapıyı da
kapatacak ardından yani sadece sonu bitmez hayallerimden birisine daha
çizik atmış olacağım. Ama gerçek olduğunu sanmayın benim hiç öyle çizik
attığım bir duvarım olmadı. İçimi bilemeyeceğim sormadım fazla ilgisiz
bıraktım sanırım ama annem hep derki''kızım sen hep sevgi dolu büyüdün
hiç ilgisiz kalmadın ki!'' ve ben hep şaşarak sorarım nereye gitti
bukadar sevgide ben neden bu kadar açım? Annem ya da aile fertleri bu
cevabın tam olduğunu düşünüyorlarsa da ben kendimi aksini düşünmeye
programlanmış gibi hissediyorum. Hep bu böyle eksik kalacak gibi.
Kahvaltı etmek bir orgazm sırası kadar kısa olmaya başladı artık benim
için 3'e kadar bile sayamıyorum ve o kadar azlar ki çoğuna şükretmeye
vaktim bile olmuyor. Yani o kadar kısa ve gurursuzum o anda. Yavaşça
mideme akan yiyecekler ve sonraki hallerini düşünmek bile
istemiyorum.Beni tuvalete götürecek bir sebep olacak işte!
Gün sıcak, gün durgun, gün sıkkın insanlar robot ben statik işe yaramaz
boş pil gibi doldurulmayı bekliyorum ama bir o kadar dolu olmaktan
övünür halimle jestler sunuyorum. Ve biliyorum o ayna beni çok seviyor
karşısına ne zaman geçsem beni kabul ediyorum ve izi veriyor gidince de
üzülmüyor çünkü geri döneceğimi biliyor en çok şapkaları sunuyorum ona
ama hiç biri her zaman kıyafetime uymuyor. Uygun giyinebildiğimden emin
değilim kimilerine göre moda anlayışım yokmuş yokmuşsa bu bana çok mu?
somut zannetmiyorum o anda aklıma my chemical romance'ın sözleri
çalınıyor ve kimin umurunda bilmem kaçıncı kez tekrarlanıyor ve
kayıtlara şahitliğim ile geçiyor... Sayfa için bakınız diyemeyeceğim bir
kılavuzum yok çünkü.
Bir insan bu şekilde yönetilmez aykırı olmalı ama biz hep seçim
yapıyoruz aşırı yönetilme meraklısı güdülerimiz bizim dışımızda
çalışıyor ve hiç bozulmuyor tıkır tıkır ha bir sorun çıksa sanırım
fazlası ile sorun olurdu bu herkes için ama biz yanlış seçimlerin
sonunu iyi yaşayan bir milletiz ders almak bir kenarda uyusun sadece
sonları görelim sayın seyirciler!
Bu sabahın akşamına çıkmakta zorlar şimdi beni, çalmayacak telefonları
beklemekten yorulacağım, annem mutfağı topla diye yan odadan bağrışacak
hayır yan oda değil evin bir ucundan yani mutfaktan sonra ben miskin
olduğum için daha da sinirlenecek ama benim keyfim yerine geldiğinde
mis gibi o mutfağı toplayacağım sonra geç gelen memnuniyetin
keyifsizliğini ben yaşayacağım. Sonrada ne biçim kızsın diyerekten
ilah-i adalet yerini bulacak. Ama bundan çok memnun olacağım yine yanlış
alarm verdim çok kötüyüm.
Kocaman kız olmadan küçük kız olmayı öğrenmeme ramak kaldı. Beyaz
fiskoslu düşleri uzak tutun bende başka Antalyalar keşfetmek başka
uçaklara binmek istiyorum buzlu kıtalarından!



Ben masumdum.
Ben kayboldum.
Ben vardım, yok oldum.
Ben üzgündüm çözmeyi unuttum.
Ben takılıp düşemeyecek kadar ''benlere'' daldım.
Ben bunu yazmaktan yorulana dek türetmek istedim ama biliyorum ki hep türeteceğim. O halde üç nokta koymama itiraz etmemelisiniz.


Hangi delik daha büyükse bir o kadar savunmasızsınız.
Yanlış yerde kendinizi korumak yerine neden önce kendinize güvenmeyi seçmiyorsunuz?
Dışarıdaki hayata bağımlı oluduğunuz ve yüksek tepelerden izlemeye alışıtğınız için mi?
Ama size şunu söyleyeyim ki eninde sonunda yere basan yine ayaklarınız olacak!

27 Haziran 2007 Çarşamba

Siyah Parazit

Salgın hastalıklar ve salgın hale dönüşmüş düşünceler var. Belkide yüzyıllardır oradalar ve neden salgın bir halde olduklarını anlamaya çalışıyorlardır. Aslında nedensiz olduklarını düşünmek bana şu anda sonra saçma gelmeye başladı.Beynimde örümceklenmiş olan bir takım şeyler var ve ben engel olmaz istemesemde şu anda orada durmak zorundalar.Oturduğum kaide artık çatlamaya başladı ve ben bir çözüm bulamıyorum kendim için üzgünüm..
Bir kere dökülmeye başlayanlar için için pek umut yoktu bu çemberdekileri pek seçemesemde peki ya geride kalanlara ne olacaktı? Yaşam bir şekilde devam ediyor cümlelerine maruz mu kalacaklardı? Bahse girerim böyle olacaktı.Ve bu kör durum bence hiç adil değil! Ama bunu sorgulamaya kalkarsam bacaklarımdan asılmam an meselesi olabilir....
Dikkat dikkat diye başlayan anoslardan artık uzak durmaya başladım anladım ki benim tamamen farklı bir noktadan başlamam gerek ama nasıl başlayacağını bilememe paradoksu beni içine almak için çok hevesli....Yanına kalacağını sanıyor ama ben karşıklıklı zevklerin avukatıyım.
Kameraya çekiyorum bazı kareleri unutmak istmiyorum o anda yaşayamadığım sevgiliermi oraya kaydetmek gibi saçma sapan bir alışkanlığım var ve sanki oradaki kız benden çok farklı ve çok daha istekli.... Sürekli gülümsemesede bir şekilde mutlu olabiliyor. Ve en sevdiği şarkıyı mırıldanıyor...
Kapımı kapalı tutmaya karar verdim artık salgın olmayan şeyler istiyorum ve bir tür sürecimden geçiyorum ki bu kadar kuytularda olmaktan pek haz etmem keşfedilmek daha uygundur bünyeme ve verdiğim işaretler hiç o kadar uzak değil.
Benden sonraki nesile sadece genlerimi aktarmak istemiyorum. Böyle bir saçmalık aracı olmaktan daha fazla anlam yüklemek istiyorum.Dünayayı değiştirecek evrimsel çözümlerin ya da gen projelerinin bir parçası olmak istemiyorum. Eğer bir genden veya salgın hastalıktan daha fazlasıysak gözlerimi daha net açmam lazım.Aksi taktirde bu durumdan kendimi men edeceğim ve elimi eteğimi çekeceğim....Söz vermiyorum ama emiminim ki ihtimaller daha da düşündürür..
Artık kendi huzurumu kendi aşkımı istiyorum çok fazla ağız dalaşına girmeden yaşamalı ve daha sonrada etrafıma bir ışık saçabilmeliyim. Tüm bunların ortasında tek bir anlam çıkacaksa kelimeler daha kısa olmalı diye düşünmeyin! Algınızı daha derinlere açın ki bunun zararı aksini yaptığınızda etkisini gösterecektir!
Şimdi dikkatle dinleyin bu son anonslarımdan biri olacak bundan sonra salgını ne kadar çabuk atabildiğimize bağlı....

Hikaye

Eski zamanlarda üç güçlü savaşçı karanlık güçleri farklı bir boyuta gizliyor ve kapıyı koruma için kendilerinide içeriye kitliyorlar. Uzun yıllar sonra korumalığı daha fazla yapamayıp ölüyorlar ve kapılar tekrar açılıyor. Kapılar açıldığı sırada ruhları yok olmadan önce savaşçılar ruhlarını yakınlarda bulunan üç kişinin içine sokuyorlar ve dünya karmaşa içine giriyor. Dünyanın bu hale gelmesi herkesi rahatsız ettiği için büyük savaşlar ortaya çıkıyor. Dünya tam anlamıyla kaos ortamı haline geliyor. Ordu, gizli tapınaklar ve üç savaşçımız herkes karanlığı yok etmek için ortaya çıkıyor. İyilik ve kötülük arasında ki savaş..

Serkan







1.80 boylarında 70 kilo kadar. Sabahları en erken kalkan insan modeli. Tabi diğer ev üyeleri pek erken kalkmadığı için onları uyandırmak ona kalıyor genelde. Ona göre ve diğerlerine göre grup liderliği denilen lanet iş ona bırakılmış bulunmakta. Patlama sırasında Sou denilen korumanın ruhuyla birleşti. Kendine ateş gücü bahşedildi. Bu gücü tam olarak kontrol edemiyor (hiç kimse daha edemiyor.) Ama genelde sabahları diğerlerini uyandırırken antreman yapma fırsatı oluyor.