8 Aralık 2007 Cumartesi

Bu sistem hepinizi incitmeme yol açıyor

Son bir kez istiyorsun ve bir daha istemeye hakkın olmuyor. Hiçbir zaman nerede bitip, nerede başladığını bilemezsin.
Hiç kullanmadığım saç bakım ürünü orada duruyor.
Ona bakarak aklımdan bir şeyler geçiriyorum.
Filmde adı chance olan kız konuşuyor ve sanki bana doğru konuşuyor. O da aslında hep kendine sorular soruyor. Cevaplarını bulduğunu sanıyor. Hayatınızda kaç kere hikâyeniz biriyle kesişebilirdi?
Bende kendime küçük notlar tutarım. Ve gereğinden fazla yorulurum. Her zaman kendine bir şeyleri denemek için fırsat tanı. Odamın sıcak olmasına şaşırabilirim. Bu beni mutlu etmeye yeter mi?
Çok fazla düşünmeme fırsat verme! Beni ne kadar çok yakından tanımak isteyebilirsin ki? Beni bir yerde durdurmalısın. Yoksa kendimi nerede bıraktığımı hatırlamayacak kadar yorgun bu hafıza. Saçlarımı iki elinin arasına al, gözlerimin içine bak ve beni öp. Öptüğün zaman ben her şeye tekrardan dönebileyim.
Bir şeyler saniyeleri daha hızlı geçirebilmeli.
Yağmur yağdığı için seviniyor olmalı çünkü o yağmak istiyor şu anda.
Dökülen saç tellerinden oraya buraya dağılmalarından nefret ediyorum.
Bir insanın üzerinde ne kadar etkim olduğunu merak ederim. Bence bu önemli bir şey. Aksi takdirde o hayata girmemizin ne anlamı kalır ki? Her zaman hoşçakal deme şansın var zaten. Çok sıradan olurdu.
Ben asla bir aşk romanı yazamam. Sanırım bunun tanımını yapmak boyumu aşıyor. Kalıplara sokmak isteyenlerde pek sıcak bakmıyorum ya, bu yüzden beni yolunuzdan uzak tutun.
İki uç, iki nokta. Ama aslında yoklar. Yani şunun gibi bir şey, bu yazının başı ile sonu birbirine en uyumsuz, en zıt iki uç gibi duracak ve bir nokta gibi birbiri ile örtüşecek. O anda benim kalemimden çıkanların bana verdiği hazzın sizinki ile eş değer olması konusunda çırpınacağım.
Ama bu yazı size çarptığı anda bir önemi kalmayacak... Ufalan parçalar eskiden bir ayrıntı olmuş olacak.
Bir şeyler ya da sizler yargıcım olma hakkını elinizde tuttuğunuz sanıyorsanız, büyük bir yanılgı içindesiniz. Keskin olmak benim ya da öteki benim. Emin olun sizde kendi bahçenizin kirletilmesini istemezisiniz. Bu pislik en fazla göz güzelliğini bozacaktır. Bu kötü bir huy olsa da, arada gerçekten farklılıkların olması gerekiyor.
Yoksa ben daha iyiye gitmek için uğraşıyor olamayacaktım.
Herkesin birbirini tanıması çok sıkıcı ya da durun tanıyor musunuz dediniz. Ben hiç bir zaman bu kadar aşmadım yani düşünsenize bir yol ne kadar size ait gözükse de o yolda bana çakıl taşı çıkmayacağı konusunda garanti verebilirimsiniz... Ben kendime bu tür güvenceler vermem... Korkuyorum çok kötü evet korkuyorum. Siz hiç korktuğunuzu kendinize itiraf etmediniz mi. Bir kez daha düşünün
Eğer bir sonsuzluğum olsaydı ilk önce milyon tane benle uğraşmak isterdim ki insanın kendini alt etmesi başkalarını alt etmesinden daha zor gibi geliyor.
Bakın bütün yazı boyunca varsayımlar üzerinde durduğumu fark ediyor olmuş olabilirsiniz
Ama ben hala küçük bir kızım neden büyümek size bu kadar matah bir şey gibi geliyor. Benden daha az hata yaptığınız ya da daha mı düzgün davrandığınız için. Gelin ilk önce ben tebrik edeyim sizi.
Bilmiyorum ama bir şeyler çok dokunabilir... Verdiğim izinlerin çok dışında artık... Sinek vızıltısı bile daha az rahatsız edebilir.
Okunmayı bekleyen kitaplar. Ve belki daha sırası gelmemiş düşünceler
Her yoldan bir kere geçmek iyidir derler. Belki de ben bu konuda dengeyi tutturamıyorum gerçekten 2 ve 3 e çıkması bize bağlı yani bir kere alabildiğin zevk daha sonra sana ne katabilir ki!(daha fazlası için uğraş)Belki de..

Aslında bu yazıya ben birçok şey hakkında düşünmek isteyişimle başladım ama baktım yine birçok şey iç içe girmiş...Kendimle konuşacaktım aslında.Daha net resimler çizecektim kendime.Ve yine hiç alakası olmayan şeylerden bahsedecektim.
Eh her amaçta hedefine ulaşmayıversin
Herkesin kendi yörüngesinde kalmasını diliyorum.

1 Kasım 2007 Perşembe

Kalavela(sal)

Evrimsel yaklaşımlar mı,yoksa mantıksal yaklaşımlar mı?
Bunu nasıl değerlendirebilirz...
Karmaşık geldi,yine sondan başladım yada olması gerektiği yerden değil
Hep öyle olmadım mı zaten...
Beynimizin en ilkel hali ile aşık oluruz,sürüngen beyni hali ile...
Aşık olduğumuz zaman beynimizdeki cerotonin seviyesi bir nevrozunki ile aynı seviyeye düşer yani depresyon hali...Ve bu depresyon hali uyuşturucu kullanma durumundaki gibi bağımlılık haline dönüşüyor ve etksi geçtiğinde(ki bu kötü bir durum bağımlılar için) karşındaki kişi bağlılık olarak ortaya çıkıyor..Ve bilin bakalım bunun adına ne diyorlar...Aşk
İlginç bir açıklama benim tanımım değil,bu kadar derin düşünemezdim...
Ama iyi düşünmüşler belki daha kolay bir tanım ve kendimizi bu durumdan kurtarmak için kısa bir çözüm yolu bile olabilir...
Kimsenin çözdünüğünü sanmıyorum zaten..
Devamı gelecek...

9 Ekim 2007 Salı

Işık(lar)

Kalkıp öteki duvarların ötesine geçesim var. Atladıktan sonra bileğimi incitip yola tekrardan devam edesim var.
Kimsenin anlayamadığı soruları sorup, onlara aptalca cevap veresim var…
Ve varken aniden yok olasım var…

Soru-Cevap

İlk soru mu? Neydi acaba?
Kaçıncı orgazmda kendinizi unuttunuz bayan?
Cevap ‘’Hep ilki gibi hissetmeye çalıştığımda’’
Düşünceli bakışlar, birkaç parmak tıkırtısı…
Soru’’Karşınızdaki erkeğe ne kadar bağlıydınız bayan?’’
Cevap’’Beni terk edeceğini bildiğim kadar…
Korkarım böyle bir durumun tedavisi çok zor
Cevap’’ Ben de öyle ummuştum zaten…

4 Ekim 2007 Perşembe

Yörünge Dışı

Sana doğru geliyordum. Aslında bunu çok uzun zamandır düşünüyordum. Ama
cesaret etmek zordu. Belki de, sen bu kadar uzakken ben başka şeylerin
yakınlığına alışmıştım.
Ama birden nasıl oldu da kendimi tam bu noktada buluverdim!
Sanırım korkumda biraz geç kalmış olduğumuz ya da kalmadıysak en kısa
zamanda bunun gerçekleşeceği idi. Sen korkmadın mı hiç? Ben yorulmadım
mı peki cevapları tek başıma aramaktan yada bulamamaktan?
Ah diyorum elinden tutarken hep benimle olacak mı? Neden bunları çok
merak ediyorum ki bu bir hastalık zaten. Hem de durmadan yayılan bir
hastalık. Kendi kendine yayması daha kolay olan türden.Kimse sana ilaç
vermez bunun için. Peki kendimi bu kadar eritmeye değer olan nedir ki? Bu
varlığın huzur verici olması gerekmezimiydi. Ama ben öyle
hissetmiyorum.Keşke tek başıma hissedebilseydim.İki kişilik oyunlarda
böyle olur zaten tek kişi kalman an meselesidir. Kime bağlıdır bu
durum? Özgür iradenin sınırları nerede başlar ve nerede biter?
Aslında artık ben bunların hiçbirini senin için yapmıyorum. Tuttuğum
aynaların hiç biri fayda etmedi. Körlük olmasını ummuştum ama anlıyorum
ki bunun adı başka ve bende formülü yok.
Uzatmaları oldum olası sevmedim ve ben sanki benim için değil de başkası
için yazılmış bir oyundayım ve son pas bana ait değilmiş gibi. Bu
yüzden çabalamam gerektiğini düşünmüyorum. Üzgünüm...
Ama emin ol sen, senin için başka yollar bulabilirsin sonuçta
kaybedeceklerinin farkına varamayış, tanımlamaların ne olduğu sonucunu
değiştirmez.
Ben belki de fazlaca yorulduğum için bu kadar anlayışlıyım. Hak ettiğimi
düşünüyorum. Ama artık sadece kendim için iyisinin neolduğunu bulabilecek
kadar gücüm kaldı. Soru sormana da gerek yok, merak etme her şeye
alışılıyor. En içten gelen çığlık bile etkisiz kalabilir.
Ama yine de diyorum yeni şeyler başlayacaksa arkamdakilerin beni bırakması gerekiyor.Yoksa, bir dakika ben çoktan bırakmışım.Bu kötü müdür,bunun da bir sınırı varmıdır..Hiç zannetmiyorum.
Bir başka hayatta buluşmak üzere dünyalılar!

19 Ağustos 2007 Pazar

Evcilik

Benim bavulum hep hazırdı aslında biraz rötar oldu ve öyle kalsınlara alıştığımız için bende orada yokmuş gibi davrandım. Evcilik oynamasını öğrenmek iyiydi hoştu da sonu yoktu ki... Ben ne kadar böyle kalabilirdim sen nasıl kendine uzak kalabilirdin. Değişmiyor huylar işte. Huyun çıkmama durumu bazı şeyleri çıkarma durumdan daha zormuş, öğrendik ve bittik.

Anne Dışkısı

Annem bugün itici olmayı önerdi. Aslına bakarsanız,bugün ağzını bile açmadı ve hatta benim varlığımın rahatsızlığını göstermekten çekinmedi. Ne rahatlık ne de kendine aitlik. Televizyon kumandası elindeyken hâkimiyettin onda olması ve ''kızım mı oda ne ben burada paşa paşa keyif yapıyorum'' kim bozabilir ki keyfimi!Nasıl olsa gidici insanlar çok fazla iz bırakmaz ,ortamı rahatlatırlar.
Annem bugün içine kapanık,beni yasakladı ve kendine işlediğim suçların saymadığım bilmem kaçıncısı için benimle konuşmasını yasakladı. Bu onu nasıl kendine getirdi bilmiyorum. İtiraz hakkım olsaydı bile (sanmıyorum ağzımı açayım) herkesin yolu kendine ise annem vermiş kararını evde yabancılaşma ne kadar doğruysa o kadar kayıtsız kalmak saygıdandır Annem bugün çok sıkıldıysa da belli etmemek için elinden geleni yaptı ve telefonunun en iyi arkadaşı olmasına izin verdi nasıl olsa benim varlığım orada değildi ve meşgulmüş gibi davranmak onu rahatlatabilirdi. Ailenin kötü genlerini alan ben anneme göre hiç iyi gen alamamışım ,bunun suçunu kimde aramalıyım ?Bana genimi veren annem ve babamdı diye hatırlıyorum en son ama demek ki kötü gen daha kalıcı oluyormuş. Yine mi bu kız soyup soğana çevirdi hiçte susmaz ki, biz böylemiydik hayır değildiniz! Bunu bana çok görmenizi beklemiyorum ama bir noktada anlaşalım sizde hep ben diye diretiyorsun yoksa bilmiyor musunuz çocukların seviyesine inilmez nede olsa o bir çocuk... Ne kadar gelişmiş olabilir, hayata dair ne kadar tecrübesi olabilir ki! Olsa olsa o yakınmayı,kendi hayatını yaşamayı bilir yoksa yaşadıkları sırandandır..Geçer aldırmayın.
Annem bugün bana uzaktı...
Ve ben kendime daha yakındım!