5 Temmuz 2011 Salı

Dikkat Uyarı


Evet bunu gerçekten çok düşündüm hayatımızda başımıza gelen her olayın bir sebebi olduğuna inan bizler genelde söz de buna inanmayı tercih edip asıl karakterini gösterince içi kokuşmuş bir hal alıp sadece sözden ibaret bir halde kalıyor zavallım.Çarklarımız hemen dönüveriyor yok ya kesin birinin suçu olmalı yoksa başka ne olabilir ki...İnsanız biz alışmışız hep masumiyetimizi kanıtlamaya çalışıyoruz.Aslında kendimizi de bir güzel inandırıyoruz.Ama kusura bakmayın masum değilsiniz aslında bu iyi niyetli olmadığınızı bile gösterir durup düşündüm insanlar suçlarını paylaşmak istemiyor bir yalnız korkusu var üzerimizde kaçıp uzaklaşmak istiyoruz o anda dünyayı başımıza yıkıp infazı gerçekleştiriyoruz.
Hayatımıza egemen olan bir takım unsurlar ve onlara olan bağımlılığımız gözümüzü kör etmeye yetip te artıyor bile çünkü neden ucunda para var yani bir takım bir şeylere onu kazanarak sahip olmamız gerektiği herkes tarafından bilinen bir şey ve aslında günde 3 saat yolu neden çektiğimin de bir kanıtı.Neden çünkü kimsenin malında gözüm olmadı,neden çünkü kimsenin hakkına leke sürmedim,neden bende bilirdim ortalığı alev altına almayı ama gerek yok ben böyle görmedim böyle yetişmedim.Bu yüzden kimsenin kimseye üstünlüğünü kabul edemem sende çalışıyorsun ben de bana aramızda farkı anlatsan bile inanmam eğer gerçekten insan vasıflarını taşıyorsan beni anca o zaman etkileyebilirsin gerisi masal bana.
İnsanlar en çok konuşmasını seviyor böylece ne kadar önemli olduğumuzu yutturabilir hatta bize saygı duymasını sağlayabiliriz.Ama iş gerçekliğe gelince orada bir duralım iş sen ne kadar hatalıysan ben o kadar hatalıyım terazisine kadar uzar ve yükü biraz daha karşı tarafa atmaya kadar gidebilir.Olsun saygınızı kaybetmeyin aksine kendinizle daha mutlu olun çünkü aradaki farkı görmek için bir kaç pürüz gerekir,bir kaç engel gerekir ki karşımızdakini tanıyalım.Gerçekten yoğurttan ağzı yanmak değil de onu üfleyerek yeme olayı çok hassas bir konu bence herkesin harcı olduğunu düşünmüyorum.Ben mi insanlar beni ayakta uyuttuğunu sanıyor da ben kendi yolumu tutmuş gidiyorum bile,gülümsek isterdim onlara.
Yani hayatta her şey bizim içinse kötüyü de,iyiyi de kabul etmesini bileceksin ha yok baş edemiyorsan benim camıma da çamur atmayacak oturup kabullenmeyi öğreneceksin.
Gerçekten diliyorum ki kimse kimsenin mutluluğunu kıskanıp ta kendi mutsuzluğu ile leke sürmesin etrafa oraya buraya.Bak çiziyorum sana işte sınırı sen oradasın ben buradan gidiyorum,en azından ne yapmam gerektiğini biliyorum.
Çok hırslandığım zamanlar oldu benim ağzımdan çıkan bir söz kalp kırmaya gerçekten yetiyordu da sonrası değiyor muydu işte o konuda size bir tavsiyem olacak ağzınızdan çıkanı gerçekten kulağınız duysun canınız yanmış olsa bile başkasının canını yakmaya hakkınız yok olmadı bu duruma izin verecek kimseyi hayatımda barındırabileceğimi gerçekten zannetmiyorum. Hiç kin tutmadım,saldırıda bulunmadım ama uzaklaşıp kimin kalıp kimin gideceğine karar verdiğim zamanlarda oldu.Ben kendi sorumluluğumu alacak kadar açılırım denize,kendi cesaretimle tutarım ayakta kendimi.Yok bir başkasının dırdırını dinleyip bana ne olup olmadığını,ne yapmam gerektiği söylenilecek masallara biraz tokum o yüzden evde yokum.
Üzgünüm ama önce biraz kendimize bakalım olur mu?

20 Haziran 2011 Pazartesi

İSTANBUL 666


Dün gece boğaza karşı bir tarih daha yazıldı ve maiden İstanbul'umda bütün gürültüsü ve gücüyle geçti o kadar saat beklemenin ayaklarımıza inen karasulara rağmen beklemekten vazgeçmeyen onca insan Küçükçiftliği sonuna kadar sömürerek dolup taşırdı.
Efsaneleri göreceğim diyordum kaç ay öncesinden biletler alınmış ve geri sayım başlamıştı gerçekten geliyorlardı,mekan konusunda biraz şüphelerim vardı ama olsun demeye alıştırdım kendimi önemli olan o anı yaşamaktı bir daha gelecekler mi bilinmez ama elindeyken kıymetini bil:) kendimi o kadar kaptırmışım yani eh tevekkeli değil benim gibi düşünen bir çok insanı kuyruklara rağmen o sıcağın altında beklemesi...Aman tanrım o ne sıcaktı teste tabii tutuluyor olmalıydım..sıcakta eriyeceğim ve tamam ama yok dedim kendine gel sıcağı ve diğer her şeyi görmezden gel:)
Daha saatler var alandayım gruplar birer birer çıkıyor kendimi odaklamışım ya tamam diğer grupları da izleyeceğim ama maiden çıkınca tam konsantre olup bırakacağım kendimi...
Alice Cooper dedim adamın kendisi yetiyormuş şovunu yaptı paşa paşa bakın dedi şu anda bir tarih var karşınızda kaç yaşındayım ama hala sahnedeyim şovlarım ve ben gerçi ses de gayet yerindeydi.Sanırım artık türk bayrağı tutmak bayağı bir prim yapmaya başladı olsun abimizdir bize bir güzellik yapmak istemiş helal olsun!
Evet hala geri sayımdayız...
Etrafıma bakınıyorum her türden insan vardı hamilesi,küçük çocuğu,yaşını almış büyükler bile dedim iste olaya bak müzik bu araya getiriyor insanları ne olursa olsun ben bunu anlatmaya çalıştım sanırım metal müzik yada rock bir kaç gürültüden ibaret olsaydı bu adamlar hala bu yaşında bu enerji ile koşturmaları hala büyük bir aşkla sahnelerini yapıyor olmaları büyük örnek ve derstir bana göre.Bana bugün birtane insan gösterin deli gibi işini sevip mutlu olabilen...kendimi bile size örnek gösterebilirim.Yani görüp te etkilenmemek elde değil..evet tüm şarkı sözlerini ezbere bilmiyor olabilirim ama ne hissetliklerini,ne yaşadıklarını gayet özümsüyor ve anlayabiliyorum bu da bana orada olmamın sebebini için gayet yeterli.
Evet Slipknot sahnede pek dinlemem bana hitap etmiyor o kadar da şiddet ve zevk yanlısı değilim ama helal adamlara kendi kitlelerini oluşturmuşlar insanları coşturup kendi tarzlarından da hiç vazgeçmediler.
Saat 9 olmak üzere etraf daha da kalabalıklaştı.Bruce diyorum başka bir şey demiyorum son dakikalarda...Kalbim duracak herhalde diyorum.
Ve efsane sahnede...ışıklar gitarın sesi Bruce'un müthiş enerjisi ve açılış şarkısı Final Frontier açıkçası setlisi hakkında bir fikrim yoktu ama gerçekten güzel parçalar çaldılar.Orada olmanın amacını ve bekleyişin sonunu gayet iyi gösterdi diler diye düşünüyorum.Sabahın 6.30'dan beri ayakta olmamda cabası ve itiraf etmem gerekirse kendi kendime savaş verdim yıkılmamam lazım bu anı çok uzun zamandır bekliyordun:)
Hep Rock in Rio yu izlerken hayal kurardın Fear of the Darkı şarkısını izlerken bende bir gün şarkının açılışını aynı coşku ile yaşayacabilcekmiyim soruları kafam dayken sonuç dün neredeydim Maiden konserinde:) bu kız çok fazla unutulmaz dakika yaşadı...Tarih defterimde önemli bir sayfa daha
Daha yaşayabileceklerim ne diyeyim o adamlar da bu enerji bu istek oldukça umarım daha çok dinleyebileceğiz.

Up To Irons!!!

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Uzun lafın...


Size Romeovari  sözler yazamam ve her zaman bir hikayeden fırlamışım gibi davranamam.
Ama sanırım aşk biraz özgür kalmak istiyor ve oturmuş bir verandan da bizi izliyor anlıyorum ne demek istediğini gülerek el sallıyor bana ve devam ediyor sözlerine ''Aşkı sıkamaz onu kilitleyemezsin.Yaşaman lazım o zaman yüzlerinizdeki gerçek gülümsemenin ne anlama geldiğini anlamış olursunuz''
Küçük şeylerin tadınızı kaçırmasına izin vermeyin 2 ayrı insan olarak birbirinize güzellikler katarak devam edebilirsiniz.Ah şimdi güneş altında parlıyor ve bembeyaz elbisesi ile ne kadar da güzel...
''Demek istediğim ona her türlü sözünüzü geçiremezsin çünkü kendisi başlı başına bir çok güzel şeyin oluşumu ve kendi davranışlarımızla o güzelliği mahvedemeyiz.Evet birazcık tereddüt eder,bocalar ve belki de sorular sormaya başlarız ama onu yerinden oynatamayız.Çünkü güçlüdür ve bağımsızlığını sevgisiyle birleştirip ve tüm ihtişamı ile ayakta durmayı başarabiliyor''

İşte bugün bunları fısıldadı kulağıma Sheakspare...Hava güzeldi ve erguvanlar açmış baharın geldiğini haber veriyordu.

Her aşk yaşanmaya değer olduğu için vardır...Ve sanırım bu zıtlıklar dünyasında bir çok şey anlamadığımız sebeplerden dolayı yaşanmaya devam edecek. Ta ki aradığımız şeylerin çok uzaklarda olmadığını anlayana dek.

Yani ben diyorum ki ihtimalleri çok fazla düşünmeden biraz da kaptırmak gerek hani derler ya hayat kısa işte öyle bir şey!

4 Mayıs 2011 Çarşamba

E.D.E.P 2


Bu konu hakkında yazmayacak ve konuşmayacaktım ama sanırım çenemi kapalı tutamadığım gibi bazı şeyleri de kendimce engelleme yoluna gitmiş bulunuyorum.Kanımda var isyan et inkar et ve dışarıda kal!

Beni tanımlayacak 3 kelimeyi bulamazsın,ve her seferinde yanılırsın.Ve ben sana daha da iyi davrandıkça oturur senden nefret etmemi beklersin.Üzgünüm ben beklemediğin zamanlarda nefretini kusanlardanım.

Uzun süre yazamıyordum evet bazen olabiliyor sebepsiz bir tıkanıklık.Senin de başına gelmiştir.

Küçük şeyleri problem etmememiz gereken bir dünyada yaşıyoruz zannediyordum.Ama yanılmışım!

Senin hikayen,benim hikayem fark eder mi bilmiyorum ama sonuçta her şey olması gerektiği gibi sonuçlanıyor ve kabul edip yaşamak senin elinde derlerdi tabi ben ''Ashram'a'' filan gitmedim sadece artık gördüklerim ve görmediklerim arasında muhakeme yapmaya çok alıştım.Korktuğum şey ise artık kimse bana zarar veremez dediğim kaidelerimi yıkmak ve kolayca yılmak.

Evet bugün ve dün yada önceki gün bunları düşünmeme ne sebep olabilirdi ki? Gerçekten daha ne kadar fikir cahili olabilir diye merak ediyorum.Tabi eğer kukla gibi kullanılmakta bir sorununuz yoksa! Sizin yerinize karar verenler,sizin için iyisini düşünenler,sizin yerinize beyninizi ve düşüncelerinizi kontrol edenler...Bunu devlet bazında alıp hayatımıza indirgersek eğer ben 3 senedir iş yerinde kullanılıyorum evet bu sonucu gayet anlayabiliyorum ve hatta neden bazılarının yükselip bazılarının yerinde saydığını da.Onlar tarafından seçilmedik üzgünüm.Yani aslında sistem bu diyeceklerdir herkesin şansı olmaz ve herkes birbirini kullanır.Bir de şöyle bir senaryo vardır ''sen çok iyisindir,gülümsersin ,sevilirsin '' sadece onlar için yeterli değildir.Aslında bu yeni yetme insanların ayrılırken de birbirine söylediği ile aynı şeydir.Yani bir nevi kandırılırız ve saf saf inanırız.Sonunda baktığında da önemli olan senin amacındır başka her şey akan günün içerisinde yitip gitmiştir.

Dünya dönmeye dursun. İnternet yasaklansın.Usame öldürüldü densin.Ekonomi iyiye gidiyor densin.Devletler mağdurlara yardım ediyormuş gibi rant sağlasın ve aslında bir çok şeyden rant sağlamaya devam etsin ve tüketim canavarını her gün bize sunmaya devam etsin....ve bizde günün sonunda oh ne güzel yaşıyoruz devletimizde bizim için çalışıyor diyelim.Güzel taktik be! Yani bu zamana kadar kaç beyin yıkanmış merak ediyorum.

Yani diğer senaryolara bakarsak aramızda benim gibi sırf avokado salatası yaptığı için mutlu olanlar da olabilir.Ah birde tek derdim gelinlik seçmek olsun.

Aslında yüzüne bakmak istemediğim bir azınlıkta yaşıyorum kimi zaman gerçekten bazı şeyler kraliyet düğünü kadar kolay olabilseydi diye düşünüyorum.Nasıl içime işlemiş her gün bıktım görmekten erkeğim arkasında 1 metre arkadan yürüyen kadınları ve höt demesine kalmadan kul-köle olmasını.Sonrada sen suçlu oluyorsun.Ve bıktım görmekten boş boş bakan yüzleri.

Sorguladıklarımız yaşamak istemediklerimiz ama bir şekilde kabul edilmiş bir biçimde karşımıza çıkıyor ya yine üzülüyorum!

Ben nasıl da tutmuşum böyle şeyleri içimde yok istemiyorum kimse vermesin benim hakkımda karar mezarda da günahlarımızın bedelini ödeyeceklermi yoksa bu kadar çaba saf iyilikten ibaret mi?

Lütfen beni kandırmayın öcüleşen bir toplumdan bahsediyoruz! Bu korkuları size kim enjekte etti bir düşünün yani köpek gezdiren bir kızın yanından kaçıp yol değiştirebiliyorsa insan,otobüslere koca koca adamlar gözünüzün içine bakarak yer kapıp sonrada size güzel değerlerden bahsedip bacıma göz dikme ama erkeğin elinin kiri deniyorsa.Çok merak ediyorum içinize nasıl sindiriyorsunuz?

En başta dediğim gibi kendimi yollara vurmadım.Ama bildiğim şu ki çocukluğumda da büyüdüğümde de içimden geldiği gibi davranıp kendi seçimlerimi yapma fırsatı yakaladım. Kızmam gerektiğinde de en çok kendime kızdım.

Bir gün bir yerlerde bir insan ''Benim bir hayalim var demişti'' ve bir başkası da ''Hayal et '' diye şarkısını söyleyip cesaretle kalabalıklar arasında yürümüştü.Ve biri de sırf kötülük hız kesmiyor diye kendi yolundan vazgeçmeyim şarkılarını söylemeye devam etmişti...

Şimdi onlara itafen....mikrofonu vicdanlarınıza bırakıyorum


Peace by Merry Merry

E.D.E.P


Edepsiz rüyalarımın suskun bekçisi, ne zaman yok oluyorsun derken  tam içimden geçiyor ve beni yakalıyorsun.

İçindeki toy kızdan bir kadın yarat!

Ve böylece medeni insan seviyesine uzanabilelim. Sizin oralarda da yüksek topuklarla mı dolaşıyorlar?Ah birde sen çok özelsin meselesi var ve dünyayı ben yarattım sende beni etrafımda dönmelisin tavırları. Ah bana muhtaç ol ve ben kılımı kıpırdatmayarak öylece seyirci kalacağım. Ve işte sonunda avucumun içindesin oysa oda biliyor ya istediğim sadece seninle bir gece yatmak bak o zaman kalıyor mu dünyan,topukların!  Eh birazda egoya sahip olman gerekiyor yanılmıyorsam . Dünya bir takım şeyler üzerine kuruludur.Biliyorsun bir takım kurallar var ve ben beni baştan yarat olaylarına başlamak istemiyorum.Bu senin karakterinden biraz farklı evet ama öğrenecek çok şey var. Ve sana dünyaya tek pencereden bakmasını öğreteceğim.

Bu kelimeler çok terbiyesiz birinin elinden dökülüyor galiba..yada gerçekten kızgın olan birinin elinden...

Ve şöyle devam ediyor....
''Günahlarım üstümde geldim affet beni


7 Mart 2011 Pazartesi

But I Can't


Lütfen beni şaşırt! Arkanı dön ve olması gerektiği gibi devam et bunu en azından benim için yapmalısın.Bana fazla sorumluluk yükleme unutmamam gibi kelimeleri çok fazla kullanmak istemiyorum.Sorarlarsa benim yaptığımı söylersin ama benden daha fazlasını bekleme lütfen.
Tekrar ediyorum beni şaşırtmanı istiyorum!
Bu bir dışa vurumculuk,kendi kendimi suçlamayı bırakıyorum
Bazen bir toz bulutu gibi önümü kapıyor hiç bir şey yokmuş gibi davranmamı sağlıyor bana sağlıklı bir sığınak gerekli yoksa sağlam kalan yerlerimi de kemirmeye başlıyorum
Sana hep katıksız olmadığımı anlatmak istiyordum aslında bugünler de kafamı kurcalıyordu herkes doğru olanı yapabilir mi?biz insanlar katıksız olana doğuştan mı yetenekliyiz? ya gerçekten yarı yolda düşüp kalkamazsak o zaman bu duruma çok şaşırmamız gerekiyor mu?
Aslında sınırlarımı bilmek istiyorum ve bir yandan da o sınırlarda ne kadar kaybolacağımı da merak etmiyor değilim?
Uçsuz bucaksız olmak istediğimi hatırlıyorum.Hep hareketli, rahat ve şimdi gözlerini kapat!
Her şeyin bir sırası var ve ben sabırlı olmanın ne anlama geldiğini hiç bu kadar derin düşünmemiştim.Yaşlanmaktan korkmamalıyım,kendime yaşatacak çok ikilememim olmalı evet olmalı!
Doğru cümleleri kurmaktan sıkılmış bir parantezin içinde yeni anlamlar doğurmaya çalışıyorum sancılı bir süreç tek korktuğum kendimi kandırmak! Kendine göre değiştirebileceğin bir düzende yaşamıyorsun,yaşamıyoruz,yaşayamıyorum!
Gitar tellerinden çıkan melodiler gibiyim kendimi kaptırıyorum ve şanslısın diyorum
Beni olduğum gibi sevmeye devam edemezsin,bana sürekli aynı bakamazsın hep aynı kısır döngüyü yaşatamam ve ben senden uzaklaşamam ne kadar az konuşsan da bu böyle anlıyorum bakışlarını,susmanı....
Kızmıyorum incitemiyorum kimseyi ama nasıl isterdim bazen ihtimaller içinde miydi yoksa kendi kendime mi yarattım o fırtınaları hiç bilmiyorum.Tek istediğim ben olmak ve olmaya devam etmekti diye devam eden cümleleri duyacaksınız.Çok zahmetlisiniz.Ellerinizi taşın altına sokmaktan korkan bir topluluğun içinde beni de eritmeye çalışıyorsunuz.Hayır o taş orada ve eninde sonunda elinizi taşın altına sokacaksınız ve o an suçlamanın ne kadar zor olduğunu anlayacaksınız.
Hep istedim birden fazla olayım ve kendime özgü olayım çok mu zor çok mu saçma kulaklarımda neler çınlıyor o zaman bu kadar ses ne anlama geliyor. Herkesin bir bildiği var ise niye kimsenin kimseye faydası yok! Kıskançlık çamuru bu kadar mı kirli.Size ne kadar zevk veriyor söyleyin.Zira ben ne anlama geldiğini bilemiyorum.
Kafamdaki sesleri çözmek istiyorum.
Kısa hayallerden oluşan bir hayatı vardı.Bize biraz cesaret lazım yaptıklarımıza ve yapacaklarımıza güvence bolca cesaret
İşte o zaman bulutların üzerinde yürümekte pek sorun olmazmış gibi geliyor
Birçok yaşamın içinden geçerek,kendine daha da yakışacak daha da ısınacak ve korkmayacak.Ben sonun ne olduğunu,nerede durmam gerektiğini pek bilmiyorum daha doğrusu bunun bir faydası olur mu emin değilim iliklerimden akan o şeyi tanımlarsam ki uzun bir süre bu gerçekleşmeyecek ''miş'' gibi geliyor. Yanıma yaklaşmaya cesaret edebilecek misin? Bunu hep yapmak isteyecek misin ben koşulsuz olanı severim.Yetiyormuş gibi davranmak yetmedi.Ben hiç susmadım.Yeni benlikler doğrultusunda ilerliyorum
Bana soruyorlar bir şeyin var? Hiç zannetmiyorum,sadece bir o kadar dingin ve rahat ve bir o kadar kendime kaptırmış haldeyim.Dinle! Bu seni incitmez değil mi?
Nereye doğru gitmek istersen benim için sorun olmaz ben hep olurum bir şekilde devam edebilirim gerçekten ve seni çok sevmeye devam edebilirim.Kendimi yaşarken,sana da çok şey yaşatabilirim.
Ben bunları biraz da küstahlığımdan yazıyorum sanırım.İçimde biraz da birikmiş edepsiz düşünceler var engel olamadığım ve öylece kabul ettiğim.Ve parladığım da bunlarda olduğu gibi yansıyacak..Evet bana biraz da ilham gerekti ve biraz da sarsılmam gerekiyordu.
Aptal kazanların içinde kaynamayı red-ediyorum!
O yüzden ortalıklarda fazla dolaşmayı red-ediyorum!
Ama bir yere kadar da beni çekiştirebilirsiniz.Kendimi başkalarının gözlerinden görmeye hala alışamadım.
O yüzden şimdi yavaşça beni bu duruma alıştırmalısın.
Ben baştan aşağıya tutkudan yapılmışım.
Şimdi lütfen beni şaşırdı!

27 Şubat 2011 Pazar

Oscar'a Doğru

Aman Tanrım kendimi neler yazarken buluyorum,tutturdum ''Oscar'' diye uykusuzluğumun sınırlarını keşfedeceğim bu gece.
Ve aslında biraz da neden bu kadar abartıldığını düşünerek kırmızı halıya öylesine bakıyorum ve herkes kıyafetlerden kime ne giymiş diye tartışırken ben asıl konuya odaklanın diye çırpınıyorum ve herkes bir çok tahminde bulunmaya başlıyorum

Aslında benim de tahminlerim var şu anda kanalize olduğum tek şey ''Natalie Portman '' ve sanırım bu hatunu tanımlayabilmem için yeni ''tanımlar '' bulmam gerekiyor ki bunun için yetkili kişi ben değilim.

Sadece bir kaç yorumum olacak,bir insan (neler yaratıyor) aslında ben ne zaman görsem büyük bir hayranlıkla izliyorum ve gerçekten oyuncu olmak işte böyle bir şey olmalı dedirttiriyor bana.

Gerçi ''Black Swanı'' daha izleyemedim (sevgilim film hakkındaki eleştirilerinden etkilenmeden izlemeyi düşünüyorum ki genel de harika yorumlar yapıyorsun)

Ben şimdi buraya birkaç resmini  koyacağım bir bakıma onurlandırdığımı ve bir şeyler yazdığım için kendimi çok rahatlamış hissedeceğim ama gerçekten bu gece için iki şey var ''King's speech ve Natalie Portman'' evet ellerimi birleştirdim ve akademi üyelerinin beni sevindirmesini bekleyeceğim.

Birde bu gece duyduğum yorumlardan biri hoşuma gitti ''akademi gençleşiyor'' bence dünya gençleşiyor ve daha da gençleşme-ye devam etmeli tabi önümüze taş koyan kıskançları bu parantezin dışında tutmak istiyorum.Onlar şimdi bulundukları yerde mutlu olmaya devam ede dursunlar.

Natalie sen çok yaşa:)
Ve bugün bir kez daha anladım  ki insanlar hayal ile gerçek arasında hep sahip olmadıkları için üzülüp duruyorlar ve bir çok şeyin bir anda parlamasını istiyorlar (etraf her zaman oscarcıklarla dolu olamayabilir)

Ve Tanrı kadını yarattı...!

Alınmayın ama kadın olabilmek ayrı bir meziyet sanırım yani gerçekten bir düşünün boş bir bedene sahip olmaktansa bir dakika resimlere bakınca ne demek istediğim anlaşılıyordur diye düşünüyorum!



PEACE!!!