12 Aralık 2011 Pazartesi

Rahatsız Eki


Kendi halinde yaşar o! Sessizken tam sessiz,varken hep varmış gibi! O yüzden kendini bir tutma lütfen benimle, yaptıklarımla ve yapacaklarımla. Bir çok hakkım saklı sırf bu yüzden!
Ayrıca öyle hesap sorulmasını da sevmem.Etraftaki seslerden biri oluverme sadece.Yargılamak dediğin ki! Yok zaten kendimi adadığım bencilliğim vuruyor su yüzüne,kendisi için biriktirmiş,yaşarken temkinli ama arada sırada var pervasızca takıldığım.Olursa bir zararı kırmadan söyleyin lütfen.Zira bu aralar hassas takılıyor ruhum,bedenim..
Kendimi salmam gerekiyordu bu aralar bunalıma girmem gerekiyormuş meraklı bakışlar içerisinde kalmam beni teselli etmelerini beklemem isteniyormuş.Bilirsiniz manevi destek önemlidir bu yüzden duyduğum sözlere usulca sallıyorum kafamı hak veriyorum karşımdakilere..Kendimi suçlu hissetmem gerekiyormuş bilmiyorum ama benim tepkisizliğim aşırı duygusuzluğum olarak adlandırılıyorsa beni yargılayacak bir mahkeme istiyorum sırf aptallığından yaptır bir takım şeyleri ve bizde yüzüne vurduk diye suçlanan biri olarak bir mahkeme istiyorum ve bakmak istiyorum yüzlerine evet ben gerçekten herkesi sevemiyorum aynı davranamıyorum evet eksiğim bu yüzden duygularım karışık bu yüzden doğal karşılayın beni lütfen sakladığım bir kaç güzel insan var kuytu köşelerimde,ruhumda , tenimin altında.Gerekirse bunlar için tutarım haklarımı saklı,çünkü hiç bir şekilde zarar veremem,vazgeçemem bana kattıklarından.
Merak ediyorum da birbirimizin iyiliğini düşündüğümüz için mi oldu tüm bunlar! Onca hırgür onca çekişme ne içindi sahiden! Birbirimizin sözlerine güvenmez miydik,hatalarımızı kabul etmek bu kadar zor muydu? Biliyorum yine bir şekilde güleceğim yüzünüze ama isterdim beni tanıyabilmenizi,ateşe atabilmenizi kendinizi böylece daha iyi anlardık birbirimizi ve kolayca erişemezdik birbirimizi yargılama şerefine.
Tehlikeli bir beynim var bir saat gibi işliyor bazen gözlerim büyüyor çok istekli olduğumda.Bu yüzden geri dönmek istemediğin kapılar açabilirim.Bu yüzden beni durdurmak istersen bulmuşken izin verme kendimi kaybetmeme.Sözlerimi duymama yardım et eğer estirirsem rüzgarları sakinleştir içimdeki fırtınaları baktın konuşmaya başladım saçmalıyorum sakinleştir beni biliyorum yapabileceğini.
İyİ,kötü derken alıştı bedenim yaşamaya her günümü geçirmeye bir şekilde.Güçlüyüm kendimce ama iyi hissediyorum bir kaç gülen yüz gördüğümde yüzüme biliyorum sayılı zamanlar arkama dönüp baktığımda görmeliyim keşkeklerim daha az devam etmişim yoluma.

19 Eylül 2011 Pazartesi

Yazarını bilmiyorum ama o kadar güzel yazmış ki...

Yok, yok demeyeceğim vazgeçmeyeceğim! Aslında başka bir şeydi söylemek istediğim. Yazdım, sildim… Yazdım sildim… Seni düşünüyorum ne yalan söyleyeyim. Ama sorsan söylemem. Sen anla! Hisset ya da. Yormak istemiyorum artık hiç kimseyi. Yorgunum zira! Yeniden kurasım yok hiç, aşka dair cümleler. Kelimeleri yan yana getiresim yok bir de, kendimi anlatmak için. Sen anla! Konuşmak istemiyorum kısaca. Konuşacak ne var ki? Benim sana gelene kadar ne yaptığım mı, senin bana gelene kadar ne yaşadığın mı? Saçma! Ne geçmişe aidim artık nede geleceğe ve kaçırmak istemiyorum şu anı da, olmuşların, bitmişlerin, gelmişlerin, geçmişlerin laf kalabalığında olacakların, biteceklerin ve geleceklerin kurgusunda ya da…


Ama şimdi burada seni düşünüyorum ne yalan söyleyeyim. Ama sorsan söylemem! Sen anla! Ne şu andan öncesi ne şuandan sonrası… Dedim ya; bir tek şu an’ın ciddiyetindeyim.

Hayallerim yok sana uzun uzun anlatabileceğim ama çok istersen kurarım tabi senin için ve illa merak ediyorsan hatırlarım elbet canımın yanmışlığını da zira unutmuş değilim. Ruhumda dikiş izlerim…

Yeni bir alfabe arıyorum konuşabilmek için! Hiç söylenmemiş sözler duymaya ihtiyacım var ve belki yeniden cümleler kurmaya ihtiyacım var, yetmiyor bildiklerim. Şimdilik baş edilir gibi değil içime çekmişliğim…

Sözlerini duyuyorum düşüncemi zorlayan, aklımı sana uçuran. Her anlamaya çalıştığım da merak edilen oluyorsun. Anlamak istemiyorum merak etmekten korktuğum için! Yoksa buradayım yani, yörüngendeyim. Masallar tadındayım… Zehirli elma hevesindeyim! Bul beni!

Lakin ne soru istiyor canım ne cevap. Ne bir beklentim var ne de bir söz verebilirim. Bulursan sadece bulduğuna sevineceğim! Ve eğer geleceksen, seni burada bekleyeceğim. Ama ben sana, gün dün unutamadıkça ve beyaz sayfalar gibi olmadıkça ruhum gelmeyeceğim… Özür dilerim bu kadar yorgun olduğum için!



21 Ağustos 2011 Pazar

Kısadan Hisse...


Benim bütün olanım bu...
Kıvranıp durmak.
Yürüdüğüm sokak bana yasaklı, baktığım suratlar bana uzak.
Her şey bir kaç yaşam önceydi.Ben daha eteklerimden düşürmemiştim,kullanmamıştım kozlarımı.
Bugün ise çıkmaz bir sokağa bakıp kendi içimdeki yolları arıyorum.
Kendimi cezalandıramıyorum,düşünürken bile yüzüm kızarıyor nerede kalmıştım ben,hep tamamlanması gereken cümleler bırakıyorum.
Elim kolum bağlı bazen,bazen güçlüyüm ama çoğunlukla suskun...
İzin verdim herkese bugün atıp tutmak serbest,bildiğinizi sanın her şeyi tüm hisseliklerimi ve dar ağcına götürün oracıkta.
Hepimizin inanması gereken tek bir gerçek varsa eğelim boynumuzu her şeye karşı saklayalım itirazlarımızı,duygularımızı sırf hata yapmamak sırf yargılanmamak adına.

5 Temmuz 2011 Salı

Dikkat Uyarı


Evet bunu gerçekten çok düşündüm hayatımızda başımıza gelen her olayın bir sebebi olduğuna inan bizler genelde söz de buna inanmayı tercih edip asıl karakterini gösterince içi kokuşmuş bir hal alıp sadece sözden ibaret bir halde kalıyor zavallım.Çarklarımız hemen dönüveriyor yok ya kesin birinin suçu olmalı yoksa başka ne olabilir ki...İnsanız biz alışmışız hep masumiyetimizi kanıtlamaya çalışıyoruz.Aslında kendimizi de bir güzel inandırıyoruz.Ama kusura bakmayın masum değilsiniz aslında bu iyi niyetli olmadığınızı bile gösterir durup düşündüm insanlar suçlarını paylaşmak istemiyor bir yalnız korkusu var üzerimizde kaçıp uzaklaşmak istiyoruz o anda dünyayı başımıza yıkıp infazı gerçekleştiriyoruz.
Hayatımıza egemen olan bir takım unsurlar ve onlara olan bağımlılığımız gözümüzü kör etmeye yetip te artıyor bile çünkü neden ucunda para var yani bir takım bir şeylere onu kazanarak sahip olmamız gerektiği herkes tarafından bilinen bir şey ve aslında günde 3 saat yolu neden çektiğimin de bir kanıtı.Neden çünkü kimsenin malında gözüm olmadı,neden çünkü kimsenin hakkına leke sürmedim,neden bende bilirdim ortalığı alev altına almayı ama gerek yok ben böyle görmedim böyle yetişmedim.Bu yüzden kimsenin kimseye üstünlüğünü kabul edemem sende çalışıyorsun ben de bana aramızda farkı anlatsan bile inanmam eğer gerçekten insan vasıflarını taşıyorsan beni anca o zaman etkileyebilirsin gerisi masal bana.
İnsanlar en çok konuşmasını seviyor böylece ne kadar önemli olduğumuzu yutturabilir hatta bize saygı duymasını sağlayabiliriz.Ama iş gerçekliğe gelince orada bir duralım iş sen ne kadar hatalıysan ben o kadar hatalıyım terazisine kadar uzar ve yükü biraz daha karşı tarafa atmaya kadar gidebilir.Olsun saygınızı kaybetmeyin aksine kendinizle daha mutlu olun çünkü aradaki farkı görmek için bir kaç pürüz gerekir,bir kaç engel gerekir ki karşımızdakini tanıyalım.Gerçekten yoğurttan ağzı yanmak değil de onu üfleyerek yeme olayı çok hassas bir konu bence herkesin harcı olduğunu düşünmüyorum.Ben mi insanlar beni ayakta uyuttuğunu sanıyor da ben kendi yolumu tutmuş gidiyorum bile,gülümsek isterdim onlara.
Yani hayatta her şey bizim içinse kötüyü de,iyiyi de kabul etmesini bileceksin ha yok baş edemiyorsan benim camıma da çamur atmayacak oturup kabullenmeyi öğreneceksin.
Gerçekten diliyorum ki kimse kimsenin mutluluğunu kıskanıp ta kendi mutsuzluğu ile leke sürmesin etrafa oraya buraya.Bak çiziyorum sana işte sınırı sen oradasın ben buradan gidiyorum,en azından ne yapmam gerektiğini biliyorum.
Çok hırslandığım zamanlar oldu benim ağzımdan çıkan bir söz kalp kırmaya gerçekten yetiyordu da sonrası değiyor muydu işte o konuda size bir tavsiyem olacak ağzınızdan çıkanı gerçekten kulağınız duysun canınız yanmış olsa bile başkasının canını yakmaya hakkınız yok olmadı bu duruma izin verecek kimseyi hayatımda barındırabileceğimi gerçekten zannetmiyorum. Hiç kin tutmadım,saldırıda bulunmadım ama uzaklaşıp kimin kalıp kimin gideceğine karar verdiğim zamanlarda oldu.Ben kendi sorumluluğumu alacak kadar açılırım denize,kendi cesaretimle tutarım ayakta kendimi.Yok bir başkasının dırdırını dinleyip bana ne olup olmadığını,ne yapmam gerektiği söylenilecek masallara biraz tokum o yüzden evde yokum.
Üzgünüm ama önce biraz kendimize bakalım olur mu?

20 Haziran 2011 Pazartesi

İSTANBUL 666


Dün gece boğaza karşı bir tarih daha yazıldı ve maiden İstanbul'umda bütün gürültüsü ve gücüyle geçti o kadar saat beklemenin ayaklarımıza inen karasulara rağmen beklemekten vazgeçmeyen onca insan Küçükçiftliği sonuna kadar sömürerek dolup taşırdı.
Efsaneleri göreceğim diyordum kaç ay öncesinden biletler alınmış ve geri sayım başlamıştı gerçekten geliyorlardı,mekan konusunda biraz şüphelerim vardı ama olsun demeye alıştırdım kendimi önemli olan o anı yaşamaktı bir daha gelecekler mi bilinmez ama elindeyken kıymetini bil:) kendimi o kadar kaptırmışım yani eh tevekkeli değil benim gibi düşünen bir çok insanı kuyruklara rağmen o sıcağın altında beklemesi...Aman tanrım o ne sıcaktı teste tabii tutuluyor olmalıydım..sıcakta eriyeceğim ve tamam ama yok dedim kendine gel sıcağı ve diğer her şeyi görmezden gel:)
Daha saatler var alandayım gruplar birer birer çıkıyor kendimi odaklamışım ya tamam diğer grupları da izleyeceğim ama maiden çıkınca tam konsantre olup bırakacağım kendimi...
Alice Cooper dedim adamın kendisi yetiyormuş şovunu yaptı paşa paşa bakın dedi şu anda bir tarih var karşınızda kaç yaşındayım ama hala sahnedeyim şovlarım ve ben gerçi ses de gayet yerindeydi.Sanırım artık türk bayrağı tutmak bayağı bir prim yapmaya başladı olsun abimizdir bize bir güzellik yapmak istemiş helal olsun!
Evet hala geri sayımdayız...
Etrafıma bakınıyorum her türden insan vardı hamilesi,küçük çocuğu,yaşını almış büyükler bile dedim iste olaya bak müzik bu araya getiriyor insanları ne olursa olsun ben bunu anlatmaya çalıştım sanırım metal müzik yada rock bir kaç gürültüden ibaret olsaydı bu adamlar hala bu yaşında bu enerji ile koşturmaları hala büyük bir aşkla sahnelerini yapıyor olmaları büyük örnek ve derstir bana göre.Bana bugün birtane insan gösterin deli gibi işini sevip mutlu olabilen...kendimi bile size örnek gösterebilirim.Yani görüp te etkilenmemek elde değil..evet tüm şarkı sözlerini ezbere bilmiyor olabilirim ama ne hissetliklerini,ne yaşadıklarını gayet özümsüyor ve anlayabiliyorum bu da bana orada olmamın sebebini için gayet yeterli.
Evet Slipknot sahnede pek dinlemem bana hitap etmiyor o kadar da şiddet ve zevk yanlısı değilim ama helal adamlara kendi kitlelerini oluşturmuşlar insanları coşturup kendi tarzlarından da hiç vazgeçmediler.
Saat 9 olmak üzere etraf daha da kalabalıklaştı.Bruce diyorum başka bir şey demiyorum son dakikalarda...Kalbim duracak herhalde diyorum.
Ve efsane sahnede...ışıklar gitarın sesi Bruce'un müthiş enerjisi ve açılış şarkısı Final Frontier açıkçası setlisi hakkında bir fikrim yoktu ama gerçekten güzel parçalar çaldılar.Orada olmanın amacını ve bekleyişin sonunu gayet iyi gösterdi diler diye düşünüyorum.Sabahın 6.30'dan beri ayakta olmamda cabası ve itiraf etmem gerekirse kendi kendime savaş verdim yıkılmamam lazım bu anı çok uzun zamandır bekliyordun:)
Hep Rock in Rio yu izlerken hayal kurardın Fear of the Darkı şarkısını izlerken bende bir gün şarkının açılışını aynı coşku ile yaşayacabilcekmiyim soruları kafam dayken sonuç dün neredeydim Maiden konserinde:) bu kız çok fazla unutulmaz dakika yaşadı...Tarih defterimde önemli bir sayfa daha
Daha yaşayabileceklerim ne diyeyim o adamlar da bu enerji bu istek oldukça umarım daha çok dinleyebileceğiz.

Up To Irons!!!

16 Mayıs 2011 Pazartesi

Uzun lafın...


Size Romeovari  sözler yazamam ve her zaman bir hikayeden fırlamışım gibi davranamam.
Ama sanırım aşk biraz özgür kalmak istiyor ve oturmuş bir verandan da bizi izliyor anlıyorum ne demek istediğini gülerek el sallıyor bana ve devam ediyor sözlerine ''Aşkı sıkamaz onu kilitleyemezsin.Yaşaman lazım o zaman yüzlerinizdeki gerçek gülümsemenin ne anlama geldiğini anlamış olursunuz''
Küçük şeylerin tadınızı kaçırmasına izin vermeyin 2 ayrı insan olarak birbirinize güzellikler katarak devam edebilirsiniz.Ah şimdi güneş altında parlıyor ve bembeyaz elbisesi ile ne kadar da güzel...
''Demek istediğim ona her türlü sözünüzü geçiremezsin çünkü kendisi başlı başına bir çok güzel şeyin oluşumu ve kendi davranışlarımızla o güzelliği mahvedemeyiz.Evet birazcık tereddüt eder,bocalar ve belki de sorular sormaya başlarız ama onu yerinden oynatamayız.Çünkü güçlüdür ve bağımsızlığını sevgisiyle birleştirip ve tüm ihtişamı ile ayakta durmayı başarabiliyor''

İşte bugün bunları fısıldadı kulağıma Sheakspare...Hava güzeldi ve erguvanlar açmış baharın geldiğini haber veriyordu.

Her aşk yaşanmaya değer olduğu için vardır...Ve sanırım bu zıtlıklar dünyasında bir çok şey anlamadığımız sebeplerden dolayı yaşanmaya devam edecek. Ta ki aradığımız şeylerin çok uzaklarda olmadığını anlayana dek.

Yani ben diyorum ki ihtimalleri çok fazla düşünmeden biraz da kaptırmak gerek hani derler ya hayat kısa işte öyle bir şey!

4 Mayıs 2011 Çarşamba

E.D.E.P 2


Bu konu hakkında yazmayacak ve konuşmayacaktım ama sanırım çenemi kapalı tutamadığım gibi bazı şeyleri de kendimce engelleme yoluna gitmiş bulunuyorum.Kanımda var isyan et inkar et ve dışarıda kal!

Beni tanımlayacak 3 kelimeyi bulamazsın,ve her seferinde yanılırsın.Ve ben sana daha da iyi davrandıkça oturur senden nefret etmemi beklersin.Üzgünüm ben beklemediğin zamanlarda nefretini kusanlardanım.

Uzun süre yazamıyordum evet bazen olabiliyor sebepsiz bir tıkanıklık.Senin de başına gelmiştir.

Küçük şeyleri problem etmememiz gereken bir dünyada yaşıyoruz zannediyordum.Ama yanılmışım!

Senin hikayen,benim hikayem fark eder mi bilmiyorum ama sonuçta her şey olması gerektiği gibi sonuçlanıyor ve kabul edip yaşamak senin elinde derlerdi tabi ben ''Ashram'a'' filan gitmedim sadece artık gördüklerim ve görmediklerim arasında muhakeme yapmaya çok alıştım.Korktuğum şey ise artık kimse bana zarar veremez dediğim kaidelerimi yıkmak ve kolayca yılmak.

Evet bugün ve dün yada önceki gün bunları düşünmeme ne sebep olabilirdi ki? Gerçekten daha ne kadar fikir cahili olabilir diye merak ediyorum.Tabi eğer kukla gibi kullanılmakta bir sorununuz yoksa! Sizin yerinize karar verenler,sizin için iyisini düşünenler,sizin yerinize beyninizi ve düşüncelerinizi kontrol edenler...Bunu devlet bazında alıp hayatımıza indirgersek eğer ben 3 senedir iş yerinde kullanılıyorum evet bu sonucu gayet anlayabiliyorum ve hatta neden bazılarının yükselip bazılarının yerinde saydığını da.Onlar tarafından seçilmedik üzgünüm.Yani aslında sistem bu diyeceklerdir herkesin şansı olmaz ve herkes birbirini kullanır.Bir de şöyle bir senaryo vardır ''sen çok iyisindir,gülümsersin ,sevilirsin '' sadece onlar için yeterli değildir.Aslında bu yeni yetme insanların ayrılırken de birbirine söylediği ile aynı şeydir.Yani bir nevi kandırılırız ve saf saf inanırız.Sonunda baktığında da önemli olan senin amacındır başka her şey akan günün içerisinde yitip gitmiştir.

Dünya dönmeye dursun. İnternet yasaklansın.Usame öldürüldü densin.Ekonomi iyiye gidiyor densin.Devletler mağdurlara yardım ediyormuş gibi rant sağlasın ve aslında bir çok şeyden rant sağlamaya devam etsin ve tüketim canavarını her gün bize sunmaya devam etsin....ve bizde günün sonunda oh ne güzel yaşıyoruz devletimizde bizim için çalışıyor diyelim.Güzel taktik be! Yani bu zamana kadar kaç beyin yıkanmış merak ediyorum.

Yani diğer senaryolara bakarsak aramızda benim gibi sırf avokado salatası yaptığı için mutlu olanlar da olabilir.Ah birde tek derdim gelinlik seçmek olsun.

Aslında yüzüne bakmak istemediğim bir azınlıkta yaşıyorum kimi zaman gerçekten bazı şeyler kraliyet düğünü kadar kolay olabilseydi diye düşünüyorum.Nasıl içime işlemiş her gün bıktım görmekten erkeğim arkasında 1 metre arkadan yürüyen kadınları ve höt demesine kalmadan kul-köle olmasını.Sonrada sen suçlu oluyorsun.Ve bıktım görmekten boş boş bakan yüzleri.

Sorguladıklarımız yaşamak istemediklerimiz ama bir şekilde kabul edilmiş bir biçimde karşımıza çıkıyor ya yine üzülüyorum!

Ben nasıl da tutmuşum böyle şeyleri içimde yok istemiyorum kimse vermesin benim hakkımda karar mezarda da günahlarımızın bedelini ödeyeceklermi yoksa bu kadar çaba saf iyilikten ibaret mi?

Lütfen beni kandırmayın öcüleşen bir toplumdan bahsediyoruz! Bu korkuları size kim enjekte etti bir düşünün yani köpek gezdiren bir kızın yanından kaçıp yol değiştirebiliyorsa insan,otobüslere koca koca adamlar gözünüzün içine bakarak yer kapıp sonrada size güzel değerlerden bahsedip bacıma göz dikme ama erkeğin elinin kiri deniyorsa.Çok merak ediyorum içinize nasıl sindiriyorsunuz?

En başta dediğim gibi kendimi yollara vurmadım.Ama bildiğim şu ki çocukluğumda da büyüdüğümde de içimden geldiği gibi davranıp kendi seçimlerimi yapma fırsatı yakaladım. Kızmam gerektiğinde de en çok kendime kızdım.

Bir gün bir yerlerde bir insan ''Benim bir hayalim var demişti'' ve bir başkası da ''Hayal et '' diye şarkısını söyleyip cesaretle kalabalıklar arasında yürümüştü.Ve biri de sırf kötülük hız kesmiyor diye kendi yolundan vazgeçmeyim şarkılarını söylemeye devam etmişti...

Şimdi onlara itafen....mikrofonu vicdanlarınıza bırakıyorum


Peace by Merry Merry